VAN BAROSU CEZAEVİ KOMİSYONU TRABZON BEŞİKDÜZÜ T TİPİ...

11 Aralık 2018

VAN BAROSU CEZAEVİ KOMİSYONU TRABZON BEŞİKDÜZÜ T TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU RAPORU

GÖREVLENDİRME


Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Kapalı C.İ.K.’ten Trabzon Beşikdüzü T Tipi Kapalı C.İ.K.’e 23.11.2018 tarihinde sevk edilen 12(oniki) kişi ile 30.11.2018 tarihinde sevk edilen 4(dört) kişinin Beşikdüzü T Tipi Kapalı C.İ.K. girişinde ve sonraki süreçte darp edildikleri ve kötü muameleye maruz kaldıkları yönünde tutuklu Mahsum YÜKSEKBAĞ, Hükümlü Tacettin TURAN ve bir kısım tutuklu/hükümlü ailesinin Van Barosu’na yazılı talepte bulunmuştur. Van Barosu Başkanlığı kötü muamele ve darp iddiasını araştırmak ve ilgili yetkililerle görüşmek üzere Van Barosu Cezaevi Komisyonu üyesi 945 sicil numaralı Av. Jindar UÇAR ile 948 sicil numaralı Av. Fehim YACAN’ı görevlendirmiştir. Söz konusu görevli avukatlara yine Van Barosu Cezaevi Komisyonu üyesi 779 sicil numaralı Av. Harun GÜR ile 950 sicil numaralı Av. Medeni GÜR eşlik etmiştir.

AVUKAT HEYETİNE DÖNÜK ENGELLEMELER

07.12.2018 tarihinde saat 09:00’da Trabzon Beşikdüzü T Tipi Kapalı C.İ.K.’e girilmiş ve Van Barosu’nun 31167 sayı ve 06.12.2018 tarihli kararı ibraz edilerek öncelikle tutuklu/hükümlülerle heyet halinde görüşme, sonrasında ise ceza infaz kurumu idaresi ile görüşme talep edilmiştir. İnfaz koruma memurları kurum müdürlerinin kendileri ile görüşme taleplerini reddettiğini, tutuklu/hükümlülerin birer avukat ile görüşebileceğini, heyet görüşmesine izin vermeyeceklerini ifade etmiştir. Taleplerin reddine ilişkin olarak herhangi bir gerekçe sunulmamıştır. Bunun üzerine duruma ilişkin tutanak tutulmuştur. Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Kapalı C.İ.K.’ten sevk ile gelen hükümlü Tacettin TURAN, Özgür GÜRBÜZ, Adem Öztürk, Maznun ÖZAĞAR, Ali BEKTAŞ ve İsmail BERKA(tutuklu) ile görüşmek isteyen avukatlara söz konusu kişilerin hükümlü olduğu, vekaletsiz olarak üç kez avukat görüşü yapma haklarının tükendiğini bu nedenle görüşme sağlanmayacağı ifade edilmiştir. Her ne kadar avukatlar tarafından Van Barosu Başkanlığı’nın 31167 sayı ve 06.12.2018 tarihli yazısına istinaden vekaletname aranamayacağı, olağanüstü durum sebebiyle vekalet şartının aranamayacağı ve görevlendirme yazısının resmi bir yazı olduğu belirtilmişse de infaz koruma memurları söz konusu hükümlülerle görüş kaydı oluşturmamıştır. Söz konusu hukuka aykırılık üzerine durum tutanak altına alınmıştır. Bu koşullar altında 5 tutuklu/hükümlü ile görüşülmüş 6 hükümlü ile de görüşülemediğine dair tutanaklar tutulmuştur. Görüşmeler sonucu görüşme tutanakları tutulmuş ve aşağıda detayı verilen şekilde durum tespiti yapılmıştır.

YAŞANAN HAK İHLALLERİ

HİLMİ OLSOY

01.12.2018 tarihinde Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Kapalı C.İ.K.’ten zorunlu olarak Trabzon Beşikdüzü T Tipi Kapalı C.İ.K’e gönderildiğini, sevk gerekçesini bilmediğini, saat 17:30 - 18:00 gibi Beşikdüzü T Tipi Kapalı C.İ.K.’e giriş yaptıklarını, C.İ.K. girişinde kendisine çıplak arama dayatıldığını, çıplak aramayı insanlık onuruna aykırı olduğunu düşündüğü için kabul etmediğini, infaz memurlarınca zorla soyulduğunu, bu sırada darp edildiğini, çenesinin ve kafasının sıkıldığını, kendisine psikolojik baskı yapıldığını, kafasının yumruklandığını, bu darp ve şiddetin yaklaşık 15 dakika sürdüğünü, 03.12.2018 tarihinde 08:00 civarı sabah sayımı için iki infaz koruma memuruna “alın bunu” talimatının verildiğini, iki infaz memurunun kollarını arkaya doğru sıkıştırarak gardiyan odasına götürdüğünü, A15 koğuşunun yer aldığı koridordaki tüm kameraların nasıl götürüldüğünü kaydettiğini, gardiyan odasına sokulduktan sonra dakikalarca darp edildiğini, yaklaşık 10-15 dakika boyunca infaz koruma memurlarınca vücudunun birçok yerine vurulduğunu, yüzünde uğradığı darp ve şiddetten dolayı darp izleri oluştuğunu ancak C.İ.K. hekiminin herhangi bir tedavi uygulamadığını, söz konusu darp ve şiddetten sonra kaldığı A15 koğuşuna getirildiğinde yüzündeki darp izleri kaybolmadan yüzünü koridor ve koğuştaki kameralara gösterdiğini, 05.12.2018 tarihinde tek kişilik oda(hücre)da tutulurken örgütsel eğitim ve propaganda yaptığı iddiasıyla hakkında disiplin kararı verildiğini, bu disiplin cezası ile hücre cezası verildiğini, üç kez disiplin cezasına çarptırıldığı takdirde infazının yanacağını, bu nedenle özellikle böyle bir uygulamaya girişildiğini, hücre içerisinde ne örgütsel eğitim ne de propaganda yapmadığını, böyle bir şeyin mümkün olmadığını, görüşmenin yapıldığı 07.12.2018 tarihi itibariyle halen tek kişilik odada tutulduğunu ifade etmiştir.

CEMAL NAHIRCI

23.11.2018 tarihinde saat 07:30 – 08:00 civarı Beşikdüzü T Tipi Kapalı C.İ.K.’e getirildiğini, girişte kendisine çıplak arama dayatıldığını, çıplak aramaya rıza göstermemesi sebebiyle infaz memurlarının kafasına, sırtına yumruk ayaklarına ise tekme attığını, sonrasında üzerinde sadece külot kalacak şekilde zorla çırılçıplak soyulduğunu, akabinde Özgür GÜRBÜZ, Adem ÖZTÜRK, Maznun ÖZAĞAR, Tacettin TURAN, Mahsum YÜKSEKBAĞ, Enes AYDOĞAN ve ismini hatırlayamadığı 11 kişi ile birlikte toplam 12 kişinin küçük bir odaya alındığını, infaz memurlarının kendilerine burada ayakta ve tek sıra halinde sayım vermelerini istediğini, ancak bu durumu kabul etmediklerini, sonrasında birinci müdür olarak bilinen yetkilinin gelip kendilerine “Bu Adalet bakanlığının talimatıdır. Bunu yapacağım, bundan sonra göreceksiniz.” şeklinde bağırdığını, akabinde Maznun ÖZAĞAR, Özgür GÜRBÜZ ve Adem ÖZTÜRK ile 8 kişilik odaya alındığını, soğuk havaya rağmen sadece birer battaniye verildiğini, peteklerin yeteri kadar ısıtmadığını, tuvalet banyonun bir arada olduğunu, yemeklerin kötü olduğunu ve az miktarda verildiğini, her akşam sayımında yüzleri kameraya dönük ancak bacakları kamerada görünmeyecek şekilde ayakta bekletildiklerini, bu sırada bacaklarına ve dizlerine infaz memurlarınca tekmeler vurulduğunu, Bu durumun C.İ.K.’e gelinen tarihten beri düzenli olarak tekrarlandığını, her sayımda 50-60 memurun kaldıkları odaya girdiğini, yumruklanarak avluya sürüklendiğini, darp edildikleri zaman dilimlerinde kameraların kapatıldığını, darp edilirken kadın memurların da bu şiddeti izlediğini, 29.11.2018 tarihinde tek sıra ve ayakta sayım vermeyi reddince odaya giren infaz memurlarının kendisini ve Adem ÖZTÜRK’ü gardiyan toplantı odasına götürdüklerini, falakaya yatırıldıklarını, bu şiddetin dakikalarca devam ettiğini, ayak tabanlarının falakanın etkisiyle simsiyah olduğunu, ancak günler sonra görüşmenin yapıldığı 07.12.2018 tarihinde revire götürüldüğünü, bu nedenle izlerin silindiğini, falakaya maruz kaldıkları gün birinci müdür olduğunu tahmin ettikleri kişinin kendilerine yönelik “Siz daha işkence görmemişsiniz, yarın kutsal gün olan Cuma günüdür. Asıl işkenceyi yarın göreceksiniz” şeklinde sözler sarf ettiğini, kendilerine dilekçe yazmak için kağıt kalem verilmediğini, hak ihlalleri, kötü muamele, darp ve şiddete karşı protesto amaçlı 30.11.2018 tarihinde beş kişinin açlık grevine başladığını, iki gün sonra C.İ.K. müdürünün “Açlık grevini bırakın, taleplerinizin bazılarını kabul edeceğiz” dediğini, ancak açlık grevinin bitirilmesinin akabinde kötü muamele, darp ve şiddetin yeniden başladığını, revire götürüldüğünde muayene sırasında infaz memurları ve askeri personellerin muayene boyunca odadan ayrılmadıklarını, kendisinin kalp hastalığı ve tansiyon rahatsızlığının olduğunu ancak kendisine ilaçlarının verilmediğini ifade etmiştir.

KEREM KARAGÖZ

23.11.2018 günü Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Kapalı C.İ.K.’ten Beşikdüzü T Tipi Kapalı C.İ.K.’e sevk edildiğini, toplamda 16 kişinin sevk edildiğini, 12 kişi olarak geldiklerini, kendisini dört yıldır tutuklu olduğunu, 24.11.2018 günü saat 05:00 civarı Beşikdüzü T Tipi Kapalı C.İ.K.’e giriş yapıldığını, burada kendilerine çıplak arama dayatıldığını, kabul etmemeleri nedeniyle 08:00’e kadar bekleme odasında tutulduklarını, sevk edilen gruba dönük tek sıra halinde ve ayakta sayım vermeleri yönünde baskı yapıldığını, iki kez buna karşı gelinmesi sebebiyle son olarak yaklaşık 60 civarında infaz memurunun kurum müdürü gözetiminde kendilerine bir yandan tehdit, hakaret ve küfürler sarf ederken bir yandan teker teker çıplak arama kabinine götürdüklerini, her ne kadar girişte kaba üst aramasından geçtiğini ifade etse de infaz memurlarının kendisine dönük “Oruspu çocuğu”, “Şerefsiz”, “Ermeni dölü”, “Sünnetli misiniz onu kontrol edeceğiz.” “Ermeni misiniz?” şeklinde sözler sarf ettiğini, çıplak aramaya rıza göstermemesi nedeniyle tehdit, hakaret ve küfürler eşliğinde tekme yumruk ve tokatlarla darp edildiğini, uğradığı şiddet ve darp nedeniyle kısa süreli baygınlık geçirdiğini, darp ve şiddet ile zorla çıplak aramanın ardından parmak izi alınırken bir memurun kurum müdürüne “beni başka birime verin, beni buradaki aramadan alın, yapamıyorum” dediğini, buna karşılık kurum müdürünün “Aslanım, siz artık memur oldunuz, aşın bu tür şeyleri” şeklinde sözlerine şahit olduğunu, söz konusu darp sebebiyle yüzünden morluklar olduğu haliyle doktor kontrolüne gittiğini ancak darp edildiğine dair bir rapor verilmediğini, 24.11.2018 akşamı kaldıkları C – 13 koğuşuna infaz memurlarının girdiğini, zor ve şiddet kullanılarak tek sıra ve ayakta sayım verdirildiğini, yine 26.11.2018 günü saat 08:15 civarı koğuşa onlarca gardiyanın girdiğini, ikinci müdür olduğunu tahmin ettiği kişinin gözetiminde darp edildiklerini, odadaki üç kişi ile beraber avluya sürüklendiğini, gardiyanların bir yandan küfür ve hakaret ederken bir yandan kendilerini darp ettiğini, birçok gardiyanın kendisinin bacaklarından kaldırarak başüstü pozisyona getirip karın bölgesine yumruk ve tekmelerle vurduğunu, başının darp esnasında duvara vurulduğunu, sağ gözüne gelen yumruk darbesi sebebiyle gözünün yer yer kan topladığını, göz çevresinde morluk oluştuğunu ve günlerce görme bozukluğu yaşadığını, görüşmenin yapıldığı 07.12.2018 günü itibariyle halen göz ve çevresinde sızlama olduğunu, parmağında yüzük olduğunu tahmin ettiği bir gardiyanın yumruk darbeleri sebebiyle yüzünün çeşitli yerlerinde sürtünme sonucu kızarıklık, morarma olduğunu, yaklaşık 15 – 20 dakika süren darp esnasında sol kolunun arkaya doğru büküldüğünü, bu nedenle omuz ve kol bölgesinde halen mevcut bir ağrının olduğunu, sol elinin yüzük parmağı ve orta parmağında hissizleşme olduğunu, sol kolunu vücuduna göre en fazla 45 derece açıyla hareket ettirebildiğini, tüm bu darp ve işkence bulgularıyla revire müracaat ettiğini ancak halen revire götürülmediğini, kendisini darp eden ve hakaretlerle saldıran personelleri teşhis edebileceğini, bunun yanında kantin alışverişlerini sevk edildikten 3 – 4 gün sonra yapabildiklerini, bu süreçte dört kişilik koğuşta tek kaşık ve tek bardak kullandıklarını, odada mevcut iki petekten birinin hiç yanmadığını, diğerinin ise az yandığını, yeteri kadar ısınamadıklarını, bunun yanında kışlık kıyafetleri ve iki adet battaniyesinin kendisinden alınarak emanete bırakıldığını, C.İ.K. yapısının yeni olması sebebiyle odanın halen inşaat artıkları ile dolu olduğunu, ilgili personelden temizlik için alet edevat istendiğinde “adam olun, sonra verelim size” şeklinde cevap aldıklarını, insani koşullarda tutulmadıklarını, 27.11.2018 günü sabah saatlerinde birinci müdür olduğunu tahmin ettiği kişinin koğuşlarının yer aldığı koridorun başında gardiyanları topladığını, gardiyanlara hitaben yüksek sesle “Bakın gençler ben daha önce birçok cezaevinde böyle kol kola girip oturup günlerce dayak yiyip ölen mahkumlar gördüm. Unutmayın ki odalarda kamera var. Bu kameralar sadece sizin için değil, onlar için de var. Burada işinizi zorlaştırın. Size zorluk çıkaran mahkumlara karşı zor kullanın. Ama bireysel hareket etmeyin çünkü bireysel hatalarınızın bedelini kendiniz ödersiniz.” Şeklinde konuşmasına şahit olduğunu, can güvenliklerinin olmadığını, bu konuda birçok kurum ve kuruluşa mektup gönderdiklerini ancak mektupların akıbetlerini bilmediklerini, ilgili kurum ve kuruluşlardan hukuki yardım talep ettiğini ifade etmiştir.

MAHSUM YÜKSEKBAĞ

23.11.2018 günü Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Kapalı C.İ.K.’ten Beşikdüzü T Tipi Kapalı C.İ.K.’e sevk edildiğini, sevk gerekçesinin kendisine bildirilmediğini, toplamda 16 kişinin sevk edildiğini, 12 kişi olarak geldiklerini, kendisini dört yıldır tutuklu olduğunu, tutukluluk sürecinde gerçekleşen altıncı zorunlu sevk olduğunu, 24.11.2018 günü saat 05:00 civarı Beşikdüzü T Tipi Kapalı C.İ.K.’e giriş yapıldığını, burada kendilerine çıplak arama dayatıldığını, kabul etmemeleri nedeniyle 08:00’e kadar bekleme odasında tutulduklarını, sevk edilen gruba dönük tek sıra halinde ve ayakta sayım vermeleri yönünde baskı yapıldığını, iki kez buna karşı gelinmesi sebebiyle son olarak yaklaşık 60 civarında infaz memurunun kurum müdürü gözetiminde kendilerine bir yandan tehdit, hakaret ve küfürler sarf ederken bir yandan teker teker çıplak arama kabinine götürdüklerini, 5-6 dakika boyunca yaklaşık 10 – 15 infaz memurunun kendisini çıplak arama kabininde hakaretler eşliğinde darp edip zorla soyduklarını, yumruk, tekme ve tokat atılarak dakikalarca darp edildikten sonra revire götürüldüğünü, her iki şakağında morarma, yüzünün yanak kısımlarında morarma, burnun sağ kanadının dış tarafında yara ve kanamanın sürdüğünü, ancak bu haliyle doktorun darp ve cebir izi görmediğini söylediğini, muayene odasında üç gardiyanın o sırada hazır bulunduğunu, kendisini darp eden, şiddet uygulayan hakaret eden personelleri teşhis edebileceğini, doktor muayenesinden sonra şu an kalmakta olduğu C – 13 koğuşuna saat 10:00 civarı getirildiğini, 07.12.2018 tarihi itibariyle halen kıyafet ihtiyacının karşılanmadığını, halen sevk edildiği gün üzerindeki kıyafetlerle durduğunu, yanında yedek kıyafet olmadığını, kantin alışverişi için kendilerine dilekçe yazmak amacıyla kalem ve kağıt verilmediğini, giriş gününden itibaren yaklaşık olarak dördüncü gün kantin ihtiyaçlarının karşılandığını, aynı odada dört kişi kaldıklarını, odada iki adet kalorifer peteğinden birinin hiç yanmadığını, diğerinin ise az yandığını, tüm taleplere rağmen herhangi bir onarımın yapılmadığını, bu koşullara rağmen odadaki her tutuklu/hükümlüye yalnızca bir adet battaniye verildiğini, fazla battaniyelerin emanete alındığını, kantin ihtiyaçları karşılanana kadar dört kişinin tek kaşık ve tek bardak kullandıklarını, kaldıkları odanın inşaat artıkları ile dolu olduğunu, kendilerine temizlik malzemesi verilmediğini, kendi imkanlarıyla kıyafet parçalarıyla temizlik yaptıklarını, herhangi bir kronik rahatsızlığını ya da düzenli kullandığı ilacın olmadığını, 24.11.2018 akşam dört kişi otururken kaldıkları odaya infaz memurlarının girdiğini, zor ve şiddet kullanılarak tek sıra ve ayakta sayım verdirildiğini, aynı odada Kerem KARAGÖZ, Enes AYDOĞAN ve Necat ÇALIŞKAN ile birlikte kaldığını, onların da bu darp ve şiddete maruz kaldığını, 25.11.2018 tarihi sabah saatlerinde bu durumun tekrarlandığını, yine 26.11.2018 günü saat 08:15 civarı koğuşa yüze yakın gardiyanın girdiğini, odadaki üç kişi ile beraber tekme tokat ve yumruklarla avluya sürüklendiğini, avluda yere yatırıldığını ve onlarca gardiyanın kendisini darp ettiğini, birkaç gardiyan tarafından nefesi kesilinceye dek boğazının sıkıldığını, birçok gardiyanın kendisinin bacaklarından kaldırarak başüstü pozisyona getirip karın bölgesine yumruk, tekme ve diz darbeleriyle vurduğunu, bu sırada kafasının da tekmelendiğini, tekmelerden birinin sol gözüne isabet ettiğini, gözünde kanama, morarma ve şişme meydana geldiğini, tüm taleplerine rağmen revire götürülmediğini, halen sol gözünde kan pıhtılarının olduğunu ve görme bozukluğu yaşadığını, bu darp ve işkence olayının yaklaşık 15 dakika sürdüğünü, kafa kısmı yerde iken botlarla kafasına basıldığını, aynı zamanda bacaklarından çekilerek kafasının betona sürüklendiğini, yaşanan tüm bu şiddetin kurum müdürleri gözetiminde gerçekleştiğini, yaşanan süreçte defalarca dap ve işkenceye maruz kalmasına rağmen ve vücudunda halen izler olmasına rağmen darp raporu verilmediğini, ilk günden itibaren küfür, hakaret ve tehditlerin devam ettiğini, can güvenliklerinin olmadığını, bu noktada ilgili kurum ve kuruluşlardan hukuki yardım talep ettiklerini ifade etmiştir.

ENES AYDOĞAN

23.11.2018 günü Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Kapalı C.İ.K.’ten Beşikdüzü T Tipi Kapalı C.İ.K.’e sevk edildiğini, 24.11.2018 günü saat 02:00 – 03:00 sıralarında Beşikdüzü T Tipi Kapalı C.İ.K.’e giriş yaptığını, kendisine çıplak arama dayatıldığını, çıplak aramanın insanlık onuruna aykırı olduğunu, bu nedenle çıplak aramaya rıza göstermeyeceğini beyan ettiğini, bunun üzerine çıplak arama yapılmadan geçici koğuşa alındıklarını, 24.11.2018 tarihi saat 08:00 – 09:00 civarı sabah sayımı yapmak üzere uzun boylu, bıyıklı, normal kilolu, takım elbiseli kurum müdürü olduğunu tahmin ettiği şahıs ile yaklaşık 30 – 40 gardiyanın bulundukları geçici koşuşa geldiğini, sayımın ayakta tek sıra ve duvar dibinde verilmesi gerektiğini söylediklerini, bu şekilde bir uygulama olmadığını ve bunu kabul etmeyeceklerini, daha önce de bu uygulamayı kabul etmemesi sebebiyle Kırklareli E Tipi Kapalı C.İ.K’ten Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Kapalı C.İ.K.’e zorunlu sevkinin yapıldığını, kabul etmemeleri beyan ettikten sonra tek tek arama kabinine götürüldüklerini, kabinde tekrar çıplak arama dayatıldığını ancak kabul etmediğini, bunun üzerine “Ermeni misin? Sünnet olup olmadığını kontrol edeceğiz.” “Oruspu çocuğu” “Dağa neden çıktın?” şeklinde sözler sarf edip küfür ve hakaretler eşliğinde dakikalarca darp edildiğini, kollarının arkaya doğru büküldüğünü, akabinde gövdesine tekme ve yumruklar ile vurulduğunu, onlarca dakika darp edildikten sonra zorla çırılçıplak soyulduğunu, çıplak aramadan sonra giyinirken de darp ve şiddetin devam ettiğini, şu an tutulduğu C -13 koğuşuna getirildiğini, 24.11.2018, 25.11.2018 ve 26.11.2018 tarihlerinde sabah sayımlarında darp edildiğini, özellikle 26.11.2018 tarihinde sabah saatlerinde avluda kameralar önünde darp edildiğini, bu darp esnasında koğuş arkadaşları Kerem KARAGÖZ, Mahsum YÜKSEKBAĞ ve Necat ÇALIŞKAN’ın da darp edildiğini, gardiyanların kendilerini havaya kaldırıp yere vurduklarını, vücudunun her tarafına tekme ve yumruklar atıldığını, bu darp esnasında bıyıklı, uzun boylu, takım elbiseli müdür olarak bildiği şahsın “Cezaevinin düzeni bu. Duvar dibinde tek sıra halinde ayakta sayım verilecek, verilmediği takdirde zor kullanma hakkımızı sonuna kadar kullanırız.” dediğini, bu darp olayının yaklaşık yüz gardiyan tarafından 10 dakika civarı sürdüğünü, doktor olup olmadığını bilmediği bir şahsın gelip darp izi var mı diye kontrol ettiğini, revire gitmeleri gerektiğini söylediğini, oda arkadaşlarının revire gitmek için dilekçe verdiğini ama 07.12.2018 tarihi itibariyle halen götürülmediklerini, geldiği tarihten itibaren ilk kez avukat ile görüşme sağladığını, koğuşlarında oturdukları bir gün kısa boylu, orta kilolu, takım elbiseli kurum müdürü olduğunu bildiği kişinin gardiyanları koridorda toplayarak yüksek sesle “Ben kol kola girip günlerce dayak yiyip ölen mahkum gördüm. İşinizi yapacaksınız.” dediğine şahit olduğunu beyan etmiştir.

HEYETİN CEZAEVİ İZLENİMLERİ

►Ceza infaz kurumu idaresinin görüşme taleplerini hiçbir yazılı cevap vermeden gerekçe göstermeden heyetin idare ile görüşme talebini reddetmiştir. Akabinde tutuklu/hükümlüler ile heyet halinde görüşme talebi de aynı şekilde reddedilmiştir. Yine bir kısım hükümlünün üç avukat ile vekaletnamesiz görüşme hakkının dolduğu bu nedenle görevlendirme yazısı dikkate alınmaksızın görüş yaptırılmamıştır.

►İlgili kurum personellerine saat 09:15’te görevlendirme yazısı gösterilip kayıt için avukat kimlikleri ibraz edilmesine rağmen kayıt işlemleri ancak 10:30’da tamamlanabilmiştir. Bu noktada sistemsel hata verildiği şeklinde gerekçe sunulmuş, bu sırada açık görüş için bekleyen ailelere tutuklu/hükümlülerin acilen revire sevk edildiği söylenmiştir.

► Görüşme yapılan tutuklu/hükümlülerden Mahsum YÜKSEKBAĞ’ın sol gözünün beyaz kısmının vişne rengi tonunda kan topladığını, aynı göz çevresinin darbe etkisiyle ekimoz sonucu yeşilimsi renk aldığı, gözün 2 cm altında 2x1 cm ölçülerinde koyu renkli şişlik olduğu, sağlıklı göremediği, yine burnunun sağ dış duvarında göz çukuruna yakın kısmında 2x0.5 cm ölçülerinde kahverenginde kabuk atmış yara izi olduğu, vücudunda ve özellikle ellerinde genel bir titreme olduğu, yine sol elinin dış yüzeyinde yüzük parmağının bittiği yerde 1x1 cm ölçülerinde yuvarlak kabuk tutmuş yara izi olduğu tespit edilmiştir.

►Görüşme yapılan tutuklu/hükümlülerden Kerem KARAGÖZ’ün sağ gözünün beyaz kısmında açık renk kırmızılık olduğu, göz çevresinde şişlik olduğu, sağ şakağında, alnında, sol yanağının orta yerinde kırmızı renkte kabuk bağlamış yara izleri olduğu, alnında kaşlarından itibaren seyrek saçın başladığı kafatasını ortasına kadar üç tane derin, koyu pembe kalın çizginin oluştuğunu, sol kolu kullanmakta zorluk yaşadığını, omuz ve kolda ağrı hissettiği ve sol elin orta parmak ve yüzük parmağında tepki vermediği, öte yandan sol kolunu öne arkaya ve yukarı doğru maksimum 45 derece açıyla kaldırabildiği, zorladığı takdirde ciddi acı çektiği gözlemlenmiştir.

SONUÇ

Sonuç itibariyle Beşikdüzü T Tipi Kapalı C.İ.K.’e sevk edilen tutuklu/hükümlülerin çıplak arama adı altında çırılçıplak soyulmak istenmesi ve herhangi bir usule tabi olmayan sayımların askeri düzen dahilinde duvar dibinde ve tek sıra halinde yapılmasının dayatılması AİHS 3. Madde bağlamında insan onuru ile bağdaşmayacak tutum ve davranışların sergilendiğini göstermektedir. Bu noktada bu durumu kabul etmeyen tutuklu/hükümlülerin beyanları, heyet tarafından yapılan tespitlerden de anlaşılacağı üzere darp ve işkenceye maruz kaldıkları tartışmasızdır. Öyle ki arada yaklaşık iki haftalık bir süre geçmiş olmasına rağmen darp ve işkence izleri halen belirgin bir şekilde fark edilmektedir. Bu noktada tutuklu/hükümlülere karşı işkence suçunun işlendiği gözlemlenmiştir. Ayrıca sevk edilen tutuklu/hükümlülerin tutulduğu koşullar yine AİHS 3. Madde bağlamında açıkça kötü muamele kapsamına girmektedir.

                                                  VAN BAROSU CEZAEVİ KOMİSYONU


ONLINE KİŞİ : ( 0 ) --|[ Bugünki Ziyaret Tekil : 65 - Çoğul : 158 ]| - |[ Toplam Tekil Ziyaret : 238940 - Toplam Çoğul Ziyaret : 1137707 ]|-