PATNOS L TİPİ KAPALI CEZAEVİ HAK İHLALERİ RAPORU

01 Ekim 2020

PATNOS L TİPİ KAPALI CEZAEVİ HAK İHLALERİ RAPORU

Dünyada devam eden Covid-19 salgını kapsamında salgın açısından en riskli alanların başında gelen cezaevlerince alınması gereken önlemlere, hasta mahpuslara ve cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin mahpusların aileleri tarafından Van Barosu Cezaevi Komisyonuna gelen başvurular üzerine ÖHD Van Şubesi ve Van Barosu Cezaevi Komisyonu üyesi avukatlar 30.09.2020 tarihinde Patnos L Tipi Kapalı Cezaevini ziyaret etmişlerdir. 

Mahpuslar;

• 70 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı bulunan 5 mahpusun olduğu; bu kişilerin Nazım Selen,Hasan Arslan, Hikmet Günakın, Sadullah Demir, Filit Tiltay olduğu, Kronik hastalıkları bulunan mahpuslar hakkında harici bir önlem alınmadığı, tedavilerinin yapılmadığı,

• Yemek servisinde ve diğer servislerde sürekli aksamalar olduğu, öğlen yemeği servisinin saat 14:00- 15:00’ı bulabildiği, cezaevi idaresinin bu durumun personel eksikliğinden kaynaklandığını belirttiği,

• Revire çıkarma ve hastanelere sevk noktasında sıkıntılar yaşandığını,  revire çıkarmak için mahpusun ağır hasta olması durumunun arandığı, bu sebeplerle hasta mahpusların tedavilerinin geciktirildiği, hasta mahpusların hastaneye yatırılmaları noktasında oldukça sorun çıkarıldığı ve ameliyat olan hasta mahpusların derhal ve sağlıksız ring aracında cezaevine geri getirildiği, yakın zamanda vefat eden Mahkum Ali Boçnak ve Takyettin Özkahraman’ın da tedavilerinin geç yapılması ve devam eden tedavi süresi içinde hastaneye yatırılmamaları nedeniyle vefat etmiş olabileceklerinden endişelenildiği,

• Cezaevinde Diş doktorunun bulunmaması nedeniyle ağız ve diş rahatsızlıkları tedavilerinin yapılmadığı, Emin Tanrıverdi isimli mahkumun beslenmeye yeterli dişi olmadığından yoğurtla beslendiği ve bir yılı aşkın süredir tedavisinin yapılmadığı,

• Mahkum Veli İlhan Özdemir’in Covit-19 testinin pozitif çıktığı ve hastaneye yatırıldığı, adli koğuşlarda ismi öğrenilemeyen bir kişinin Corona salgını nedeniyle öldüğü ve adli koğuşlarda çokça pozitif vaka olduğu,İnfaz koruma memurlarından da testi pozitif çıkanların olduğu,

• Herhangi bir disiplin cezası bulunmadığı ve denetimli serbestliğe ayrılama hakkı bulunmasına rağmen bazı mahkumların denetimli serbestliğe ayrılma taleplerinin reddedildiği,

• Kantinde sağlık koşullarına uygun, makul çeşitlilikte, nitelik ve nicelik olarak besleyici besinlerin sağlanmadığı ya da aralıklı olarak ve az miktarda sağlandığı, yine fiyatların fahiş derecede olduğu,

• Oda değişimlerinin gerekçesiz bir şekilde reddedildiği,

• Bazı Sivil Toplum Örgütlerine gönderdikleri mektupların postalanmadığı,

• Kirli, kurtçuklu ve kötü kokulu su sorununun cezaevinin yapıldığı günden beri devam ettiği, içme suyunun kantinden karşılandığı,

Şeklinde tarafımıza aktamışlardır.

Cezaevlerinin kapalı ve sınırlı doğası, kalabalık ve hızlı değişen nüfusu, havalandırma, beslenme ve tıbbi bakım yetersizliği, bulaşıcı hastalıklar başta olmak üzere hastalıkların oluşumunu ve yayılmasını kolaylaştırmaktadır. Bu hususlar cezaevleri ve alıkonulma mekânlarında “sürekli, özelleşmiş, nitelikli, eşit ve bağımsız” ve bütüncül bir sağlık hizmetini gerektirmektedir. İnsanlığın evrensel değerleri ve toplum vicdanı, tutuklu ve hükümlülerin mağduriyetten korunmasını, sağlık hizmetlerine eşit şartlarda ulaşmasını gerektirir.

Cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlüleri de kapsayacak şekilde sağlık hakkı, 1955 tarihli “BM Mahpuslara Uygulanacak Asgari Standartlar”, 1982 tarihli “BM Tıbbi Etik İlkeler”, 1988 tarihli “BM Herhangi Biçimde Alıkonulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması için İlkeler Manzumesi” ve 1990 tarihli “Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmış Çocukların Korunmasına İlişkin Birleşmiş Milletler Kuralları” ile tanımlanmıştır. Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza ve Muamelenin Önlenmesi Komitesi de (CPT) mahpusların sağlık hizmetlerinden eşit faydalanmalarında “doktora erişim, bakımdan eşitlik, hastanın onayı ve gizlilik, önleyici sağlık hizmetleri, özellikle ağır ve ölümcül hastalar başta olmak üzere insani yardım ile sağlık personelinin mesleki bağımsızlığı ve mesleki yetkinliği” öncelikli başlıklar olarak belirlemiştir.

Tüm alıkonulma mekânlarında insan haklarının korunması açısından sağlık hizmetinin verilmesinde “tutuklu ve hükümlülerin muayenelerinin diğer hastalar gibi, kişilik haklarına saygı gösterilerek hekimlik sanatını uygulamaya elverişli koşullarda yapılması; hastaların ırk, dil, din, mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, ekonomik ve sosyal durum ile benzer farklılıklarının dikkate alınmaması; her türlü tıbbi müdahalenin hastanın mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle yerine getirilmesi” temel kural olarak belirtilmiştir. Sağlık hakkından yoksun bırakılma asla bir cezalandırma aracı olmamalıdır.  

AİHM, mahpusların sağlık hakkı yönünden devletin, “mahpusların tutulma şartlarında kaçınılmaz olan düzeyin ötesinde sıkıntı ve güçlüğe maruz bırakılmamaları, gerekli tıbbi desteği sağlayarak sağlık ve iyilik hallerinin muhafazasını” temin etmekle yükümlü olduğunun altını çizmiştir. AİHM “acil durumlarda mahpusa sağlık hizmetinin derhal sağlanamamasının, gecikmesinde gerekçe olmayacak bir şekilde mahpusa sağlık hizmetinin sunulmamasının, tedavisinin eksik yerine getirilmesinin, kişinin onurunu zedelediğini, kişide acıya sebep olup aşağılanmış hissetmesine neden olduğunu ve bu durumun da fiziksel ve moral direncini azaltması nedeniyle hastalığını ikiye katlayabileceğini” belirterek işkence ve kötü muamele yasağını düzenleyen 3. madde kapsamında ihlal olarak değerlendirmiştir. Gerekli sağlık hizmetinin sunulmaması ve ölümün gerçekleşmesi halinde ayrıca yaşam hakkının ihlal edildiğine de karar verilmektedir.

Yeterli barınma olanakları, sağlıklı fiziksel koşullar, temiz giysi ve çarşaf, yeterli ve dengeli beslenme için yiyecek ve içecek ile egzersiz olanağı sağlanması zorunludur. AİHM yerleşik içtihatlarında sözleşmeci devletlerin bulaşıcı hastalıkların hapishanede bulaşmasını önlemek için etkili önlemler almak zorunda olduğu belirtilmiştir.

Mahpusların kurum dışı sağlık kuruluşlarına tıbbi durumlarının gerektirdiği koşullarda sevk edilmesinin sağlanması da cezaevi hekiminin sorumluluğu altındadır. Sevk için kullanılan araçlarda hastalar oldukça sıkışık bir vaziyette oturmak zorunda kalmakta, yakın temas bulaşıcı hastalıklar için riski artırmaktadır. Sevk koşulları ve araçlarının sağlık açısından taşıdığı riskler ve uygunlukları cezaevi hekimi tarafından denetlenmelidir. Tanı ve tedavi amaçlı sevklerde, kişilerin sağlığını etkileyecek olumsuzluklar konusunda yetkililer ve görevliler bilgilendirilmelidir.

Anayasa ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşme hükümleri dikkate alındığında öncelikle Covid-19 salgınına ilişkin alınan tedbirler arttırılmalı, testi pozitif çıkan mahpusların tedavileri usulüne uygun olarak yapılmalı, temaslı olan mahpuslara test kiti sağlanmalıdır. Cezaevinde yıllardır devam eden kirli su sorununun çözülmemiş olması ağır insan hakkı ihlali olup Covid-19 salgını da dikkate alınarak mahpusların bağışıklıklarının korunması için öncelikle su sorununun çözülmesi gerekmektedir. Yine Patnos L Tipi Cezaevi’nde son bir yılda gerçekleşen mahpus ölümleri dikkate alındığında mahpusların sağlığa erişim hakkında, tedavi süreçlerinde aksaklıklar yaşandığı tarafımızca gözlemlenmiş olup ilgili kurumların ulusal ve uluslararası mevzuatta tanımlanan yükümlülüklerini usulüne uygun bir şekilde yerine getirilmesi gerektiğini yineliyoruz. Aşağıda isimleri yazılı imzacı kurumlar olarak mahpusların sağlık ve yaşam hakları kapsamında cezaevlerince alınması gereken tedbirlere ilişkin; ulusal mevzuat ve uluslararası sözleşmeler ışığında tüm hukuki sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz.

Van Barosu

ÖHD Van Şubesi

Tuhayder Van Şubesi

 

 


ONLINE KİŞİ : ( 0 ) --|[ Bugünki Ziyaret Tekil : 491 - Çoğul : 2024 ]| - |[ Toplam Tekil Ziyaret : 534960 - Toplam Çoğul Ziyaret : 2258279 ]|-