BASINA VE KAMUOYUNA

14 Mayıs 2022

Mevcut siyasal iktidar; emekçilerin, kadınların, gençlerin, esnafın, çiftinin, işçilerin kısacası halkın ihtiyacı olan adalet, demokrasi, barış ve ekonomiyi güçlendirmeye yönelik hiç bir adım atmamakta ve politika üretmemektedir.

                Haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizlik üzerine kurulu yönetimlerini devam ettirmeye yönelik uygulamalarla ayakta durmaya çalışan iktidar,  emekçilerin, sendikaların, meslek odalarının, demokratik kitle örgütlerinin üzerinde baskılarını artırmaktadır. Bizleri, aydınlıktan, demokrasiden, emekten, adaletten, hak ve özgürlüklerden vazgeçirip kendilerine dokunmayan, eleştirmeyen, sorgulamayan bir toplum yaratmayı amaçlamaktadırlar.

                2016 Temmuz darbe girişiminden bu yana, ülkede düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında atılan bir twit bile örgüt propagandası olarak ele alınıp dava konusu haline getirilmiştir. Ülkede neredeyse soruşturma, kovuşturma altında olmayan, hapis cezası almayan tek bir yurttaş yoktur. 5 yıldan fazladır şehrimizde emek örgütleri, sivil toplum kuruluşları kent alanlarını demokratik hakları olan miting ve basın açıklamaları için kullanamamaktadır. İktidar ve yereldeki kamu yönetimi yandaş dernek ve sivil toplum örgütlerine uygulamadığı yasakları OHAL’i kalıcı hale getirerek bizlere karşı uygulamaktadır.

                 15 Temmuz darbe girişimi üzerindeki sis perdesi yeterince dağılmamış ancak darbe girişimi bir lütuf olarak görülerek hayata geçirilen 20 Temmuz sivil darbesinin neyi amaçladığı aradan geçen süre içinde tümüyle netleşmiştir. Sivil darbe uygulamalarıyla OHAL döneminde bile askıya alınamayacak olan temel hak ve özgürlükler çiğnenmiş, darbe girişimi her tür anti demokratik uygulamanın gerekçesi haline getirilmiştir. Bunların başında da haksız ve hukuksuz ihraçlar gelmektedir.  Herkesin çok iyi bildiği gibi, hukuken somut delillere, yargı kararlarına, mevzuata uygun yürütülen idari soruşturmalara dayanmayan tüm kararlar yasa dışıdır. Kamuda yaşanan ihraçların niteliğine, kararların alınış şekline, ihraç edilenlere ‘savunma hakkı’ bile tanınmamasına bakıldığında KHK ihraçlarının hukukla, adaletle açıklanacak hiçbir yanı yoktur.

                Bilindiği üzere; KHK’ler ile resmi rakamlara göre 125.678 kamu görevlisi ihraç edildi. 1767 Vakıf  dernek,sendika ve konfederasyon, 109 yurt, 934 özel okul, 15 üniversite, 49 sağlık kuruluşu, 116 basın yayın kuruluşu kapatıldı. 181.500 kişinin pasaportuna tahdit konularak seyahat özgürlüğü engellendi.

                 İktidar, ilk aylarda tüm bu uygulamalara karşı itiraz yollarının kapalı olduğunu açıkladı. Darbe dönemlerinde dahi görülmeyen bu uygulamaya içeride ve dışarıda itirazlar yükselince ve AİHM’e on binlerce başvuru yapılınca bir oyalama mekanizmasına ihtiyaç duyuldu. Bunun üzerine iktidar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesini de hukuksuzluğuna ortak ederek 23 Ocak 2017 günü iki yıllık süre içinde kamudan ihraç edilmiş yüz binlerce kamu emekçisinin ihraç başvurularını ve kapatılan kurumların itirazlarını değerlendirmek ve karar altına almak üzere kendisine bağlı OHAL İşlemlerini İnceleme Komisyonu’nu kurdu ve görevlendirdi.

                Komisyonun görev süresi uzatılmasına ve aradan 5 yıllık süre geçmiş olmasına rağmen hala yaklaşık 4.000 dosya karara bağlanmayı bekliyor. Komisyonun verdiği kararlarda ret oranı %87,3’tür. Bu oran barış imzacısı akademisyenlerin açıklanan dosyalarında % 100’dür. Bu oranlar bile komisyonun idari bir mekanizma olduğunu, iktidarın noteri gibi hareket ettiğini doğrulamaktadır.

Tam beş yıldır neredeyse her gün söylüyoruz, bir kez daha ifade edelim; bir oyalama aracı olarak kurulan, iktidara bağlı, iktidarın talimatlarıyla hareket eden OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu hukuk karşısında suç işliyor. Görevde kaldığı her gün suçu katlanarak büyüyor ve çifte maaş almaya devam ediyor.

Aileleriyle birlikte yüzbinlerce insanın, anayasal haklarının ellerinden alınarak açlık ve sefalete mahkûm ettirilerek biat ettirilmeye çalışılması aynı zamanda insanlık suçudur.  Bu suça iktidar, OHAL Komisyonu üyeleri ve iktidarın ihtiyacına uygun raporlar hazırlayan yerel kamu idarecileri ortaktırlar.

                Hukuka ve uluslararası sözleşmelere aykırı, etkin olmayan, denetlenemeyen, kendisini anayasa ve yasalardan üstü gören, hükümetin bir organı gibi çalışan ve idari bir mekanizma olan OHAL Komisyonu derhal lağvedilmelidir. İhraç edilen tüm kamu görevlileri bütün haklarıyla birlikte derhal görevlerine iade edilerek maddi, manevi hak kayıpları karşılanmalıdır.

Öte yandan şark ıslahat planı kapsamında geçmişte uygulanan umum müfettişliklerinin aktüel yorumu olan kayyım rejimi, aynı zihniyet tarafından hortlatılmış ve halkın iradesi birkez daha hiçe sayılmıştır. Halkın iradesini gasp edenler aynı zamanda belediyelerde işçi ve emekçi kıyımı yapmaktan da geri durmamışlardır. Siyasi iktidarın memuru ve üyesi gibi davranan bu kişiler; hak ve emek düşmanı tutum içerisine girerek işgal ettikleri koltukları siyasi ve şahsi çıkarları için kullanmışlardır. 300’ün üzerinde belediye işcisi 4 kez ayrı ayrı davalarını kazanmış olmalarına rağmen maalesef kayyum yönetimi tarafından işlerine başlatılmamaktadırlar. Hak ve hakikat nezdinde mahkûm olan bu antidemokratik uygulamaların yaratıcıları ve sürdürenleri hukuk önünde de mahkûm olana dek mücadelemize devam edeceğiz.

İktidar; sivil toplum alanını, kendi belirlediği sınırlar içerisinde hareket etmeye, gölgesinde ve uzantısı olarak çalışma yapar hale getirmeye çalışmaktadır. Büyük bir yanılgı içerisinde olduğunu belirterek bizlerin tarihimizden aldığımız mirasın sorumluluğu, bilinci ve kararlılığıyla yürüdüğümüzü, askeri darbelerin karanlığını yırtarak bugüne gelmiş,  darbelerin de en koyu karanlığını yırtarak yarına ulaşma iradesine ve gücüne sahip olduğumuzu bir kez daha haykırıyoruz. Önümüze çıkarılan tüm engellere, baskılara, kuşatmalara karşı dimdik ayakta kalmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Emeğin, barışın, kardeşliğin dünyasını inşa edip çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakma mücadelesi vereceğiz!

Faşizme karşı demokrasiyi, savaşa karşı barışı, gericiliğe karşı laikliği, ırkçılığa ve şovenizme karşı emeğin birliği ve halkların kardeşliği için fiili ve meşru mücadeleye devam edeceğiz

*Güvenceli iş, güvenli gelecek talebimizden vazgeçmiyoruz!

*Örgütlenme özgürlüğü hakkımızdan vazgeçmiyoruz!

*Barış içinde yaşama talebimizden vazgeçmiyoruz!

*Herkes için ulaşılabilir, demokratik, sosyal, özgürlükçü, katılımcı yerel yönetim talebimizden vazgeçmiyoruz!

*Şiddetsiz bir yaşam, eşitlik, özgürlük, barış, adalet ve demokrasi mücadelemizden vazgeçmiyoruz!

 

KESK VAN ŞUBELER PLATFORMU                             VAN-HAKKARİ TABİP ODASI

DİSK GENEL-İŞ VAN ŞUBESİ                                        TMMOB VAN İL KOORDİNASYON KURULU

İHD VAN ŞUBESİ                                                             VAN BAROSU


ONLINE KİŞİ : ( 0 ) --|[ Bugünki Ziyaret Tekil : 215 - Çoğul : 572 ]| - |[ Toplam Tekil Ziyaret : 899051 - Toplam Çoğul Ziyaret : 3387069 ]|-