BASINA VE KAMUOYUNA

01 Nisan 2021

BASINA VE KAMUOYUNA

Servet Turgut ve Osman ŞİBAN Van’ın Çatak ilçesinde gözaltına alındıktan 2 gün sonra hastanede yoğun bakım ünitesinde tedavi altında oldukları öğrenilmiş, Servet TURGUT uğramış olduğu yoğun linç ve işkence nedeniyle tedaviye olumlu cevap veremeyerek vefat etmiş, Osman ŞİBAN’ ın ise tedavisine evde halen devam edilmektedir.  

Yaptıkları araştırma neticesinde, yoğun linç ve işkenceye maruz kalan Osman ŞİBAN ile Servet TURGUT’ un yüksekten düşme / helikopterden düşme sonrasında hastaneye getirildiklerinin hastane kayıtlarında yazılı olması sebebiyle, resmi kayıtları dikkate alarak yaşanan ağır ihlali haberleştirdikleri için 09 Ekim 2020 tarihinde tutuklanan gazeteciler, Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Adnan Bilen ve Cemil Uğur, Jinnews muhabiri Şehriban Abi, gazeteci Nazan Sala ile tutuksuz yargılanan MA muhabiri Zeynep Durgut, 2 Nisan Cuma günü ilk defa mahkemeye çıkacaklardır.

Gazeteciler, Çatak’ta askerlerce gözaltına alındıktan sonra Osman ŞİBAN ile Servet TURGUT’ un ağır işkence ve lince uğramalarını edinmiş oldukları hastane kayıtları doğrultusunda haberleştirerek Türkiye’nin gündemine taşımaları nedeniyle hedef yapılmış, daha sonra evlerine ve bürolarına yapılan baskınlar sonucu gözaltına alınarak tutuklanmışlardır.

Olaya ilişkin sosyal medya platformlarında paylaşılan video kaydında, Osman ŞİBAN, gözaltına alındıktan sonra bir süre helikopter içerisinde darp ve hakaretlere maruz kaldıklarını, helikopter zemine indikten sonra helikopterden sert zemine atıldıklarını ve çok kalabalık bir asker grubu tarafından linç edildiklerini de ifade etmiştir.

‘Devlet aleyhine toplumsal haberler yapmakla’ suçlanan gazetecilere sorgu sırasında, haber kaynaklarıyla görüşmeleri ve yaptıkları haberler sorulmuş, tutuklama kararlarında yaptıkları farklı haberler ‘suç unsuru’ sayılmış ve bir onay ve cezalandırma aracına dönüştürülen resmi basın kartına sahip olmadıkları için basın mensubu da sayılamayacakları belirtilmiştir.

Oysa gazetecilerin görevi, devlet lehine haber yapmak değil, vatandaşı ilgilendiren her konuda doğru bir şekilde bilgilendirmektir. Gazeteciliğin en önemli esaslarından biri yurttaşı, tarafsız ve objektif bir şekilde bilgilendirmek olduğu gibi, tarafı devlet görevlileri olsa dahi halkı bilgilendirme zorunluluğu gazeteciliğin diğer önemli bir unsurudur. Uzun bir tutukluluk süreci sonrasından yarın başlayacak olan yargılama ile birlikte aslında, gazetecilik ve halkın haber alma hakkı yargılanmaktadır. 

Türkiye’de gazetecilere yönelik baskılar yeni değildir ve geçmişten günümüze artarak devam etmiş, basının özgür olduğu ve halkın haber alma hakkının engellenemeyeceğine dair evrensel ilkeler sürekli ihlal edilmiştir. Yarın başlayacak davada, yargılanan gazetecilerin mesleki faaliyetlerinden dolayı yargılanmadıkları yönünde kamuoyuna açıklamalar yapılmış ise de yargılamaya konu edilen tüm iddiaların habercilik faaliyeti çerçevesinde olduğu bilinmelidir.

Yine medyaya yönelik baskılar bununla da sınırlı değildir. Kimi zaman haber peşinde koşan gazeteciler polis şiddeti ile karşı karşıya kalmakta ve görevlerini yapmaları da engellenmektedir.  Hukukun üstünlüğüne uygun olmayan, kamuoyunda siyasi hesaplaşma tarzı yöntemlerle soruşturma yapıldığı algısı doğuran ve kaygıları güçlendiren her soruşturma hak ihlali yaratmaktadır. Anayasanın 28. maddesinde ifadesini bulan ve halkın haber alma özgürlüğünün yansıması olan "basın özgürlüğü" artık anlamını yitirmeye başlamıştır. Türkiye'de basın üzerindeki baskılar artmış bu baskıya dayanamayan bir kısım medya güvenilirliğini ve tarafsızlığını yitirdiğinden bugün kamuoyu tarafından ne yazık ki "yandaş" nitelemesi ile anılmaktadır. Görüntüde gazeteciler tutuklanmış gibi görünse de aslında halkın haber alma hakkı ve özgürlüğü tutuklanmıştır.

Tekraren belirtmek gerekir ki “Anayasamıza göre basın hürdür ve sansür edilemez.” Yargıya, adalete, ülkenin temellerine ve geleceğine yönelmiş en büyük tehlike keyfiliktir. Yargı bağımsızlığın ülkemizde geldiği nokta, yargıya yönelik artarak devam eden müdahale ve baskılar en nihayetinde Anayasa Mahkemesinin kapatılmasına varacak kadar siyasilerce yapılan açıklamalar ülke geleceğini büyük bir tehlike altına sokmaktadır. Bir an önce tam demokratik, yargı bağımsızlığının tam olarak sağlandığı bir hukuk devleti için toplumun tüm kesimlerine ve gazetecilere yöneltilen baskılara, tutuklamalara son verilmelidir.

Biz aşağıda imzası bulunan STK ve Dernekler olarak; “Gazeteciliğin suç olmadığını bildirir; Anayasaya, hukuka ve demokratik toplum gereklerine aykırı keyfi uygulamaların son bulmasını beklediğimizi kamuoyu ile paylaşıyor, yarın yapılacak olan ilk duruşmada tutuklu basın emekçileri gazeteciler Adnan Bilen, Cemil Uğur, Şehriban Abi ve Nazan Sala’nın serbest bırakılması çağrısında bulunuyoruz. Gazetecilik suç değildir!  Basın emekçileri derhal serbest bırakılmalıdır.”

Van Barosu İnsan Hakları ve Cezaevi Komisyonları

Van ÖHD 

Van TİHV

Van-Hakkâri Tabip Odası

Star Kadın Derneği

Tuhay-Der ,

Serhat Göç Derneği

Medya-Der

KESK Van Şubeler Platformu


ONLINE KİŞİ : ( 0 ) --|[ Bugünki Ziyaret Tekil : 153 - Çoğul : 464 ]| - |[ Toplam Tekil Ziyaret : 657749 - Toplam Çoğul Ziyaret : 2702690 ]|-