BASINA VE KAMUOYUNA

26 Temmuz 2018

 

                                                                                                                                               

                               BASINA VE KAMUOYUNA

 

 

14.07.2018 tarihinde gözaltına alınıp 18.07.2018 tarihinde tutuklanıp Van T Tipi Cezaevine konulan Ayfer Şahin, Abdulbaki Şahin, Şehriban Mamuk, Fetullah Şahin, Ayhan Şahin ve Abdullah Şahin  isimli şahısların gözaltına alındığı ve cezaevine konulduğu sırada işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı bilgisi konunun basına yansıması üzerine baromuzun bilgisi olmuştur.Konu hakkında araştırma, inceleme ve tespitlerde bulunmak üzere baromuzdan bir heyet Van T Tipi Cezaevinde şikayetçiler ile görüşmüştür. ve diğer belgeleri incelemek üzere soruşturma savcısına yazılı müracaatta bulunulmuş ancak avukatların dosyayı  incelemesine izin verilmemiştir. 

Soruşturma dosyasında ki doktor raporu,şüpheli ifadeleri ve şikayetçiler ile Van T Tipi Cezaevinde yapılan görüşmede özetle gözaltı işlemi sırasında ve gözaltında iken işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarını; şikayetçilerden Abdulbaki Şahin'in kaburgasının kırıldığını,kalça kemiğinde çatlak, kafa tasında ise kırıklar oluştuğunu ifade etmiştir.Yine gördüğü  işkence ve kötü muamele nedeniyle 2 gün boyunca YYÜ Dursun Odabaşı Tıp Fakültesinde tedavi altına alındığını tedavisi ile ilgili tüm kayıtların ilgili hastaneden temin edilebileceğini belirttikten sonra kendisine ve ailesine sinkaflı küfür edildiğini ailenin tüm bireylerine yönelik şiddet uygulandığı heyetimize iletilmiştir.

Görüşmeyi yapan heyetimiz tarafında şikayetçinin kaburga kemiklerindeki kırık  ve kalça kemiğindeki çatlak nedeniyle sandalye üzerine oturamadığı tespit edilmiştir.Şikayetçilerden Ayfer Şahin ile heyetimizin yaptığı görüşmede ise; görüşme esnasında şikayetçinin öncelikle evinden alınırken fiziksel saldırıya maruz kaldığı akabinde tüm gözaltı süresi boyunca bu saldırı ve kötü muamelenin devam etiğini ve Van T Tipi Cezaevine konulurken cezaevi girişinde darp edilerek çıplak aramaya maruz kaldıklarını ifade etmiştir.Kendisine şiddet uygulanırken ayrıca sinkaflı küfürlere maruz kaldığını heyetimize iletilmiştir.

Görüşmeyi yapan heyetimiz tarafında şikayetçi Ayfer Şahin'in yüzünün değişik bölgelerin şişlikler ve morluklar olduğunu tespit edilmiştir.

Heyetimizin tüm mağdurlar ile yaptığı görüşmelerde kendilerine yapıldığı belirtilen işkence ve kötü muamele yöntemlerinin birbirine benzer olduğu,mağdurlardan Abdullah ŞAHİN beyanında kendisine cezaevinde kovuş ve tuvaletlerin tehdit ile temizlendiğini,Fettullah Şahin isimli çocuk ise cezaevine alınırken çıplak aramaya maruz kaldığını,kaldığı koğuşta ise yatak ve bataniye bulunmadığından ranza demiri üzerinde uyuduğunu,saçının rızası dışında tamamen kesildiğini,Şehriban Mamuk ise cezaevinde kaldığı ilk günler içerisinde ciddi şiddette maruz kaldığını iki kez baygınlık geçirdiğini üzerine soğu su dökülerek uyandırıldığını ifade etmiştir.

Heyetimiz mağdurlar ile yaptığı görüşmelerde;özellikle mağdurların ellerinde,kollarında,yüzlerinde, ayaklarında yoğun morluk ve yaraların olduğunu gözlemlemiştir.Ayrıca mağdurlar görüşme odasına getirilirken yürümekte zorluk çektiğini,bir kısmı otururken bile kalçalarındaki ağrılardan dolayı ara ara ayağa kalkarak ayakta görüşme yaptığı tespit edilmiştir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 5 Maddesi İşkence, kötü muamele, İnsanlık dışı ve onur kırıcı her türlü davranışı yasaklamıştır.

 "Madde 5- Hiç kimseye işkence yapılamaz, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı           davranışlarda bulunulamaz ve ceza verilemez."

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "İşkence Yasağı" başlıklı 3. maddesinde: "Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı cezâveyâ işlemlere tâbi tutulamaz." denmek suretiyle hiçbir koşulda işkence yapılmasının gündeme dahi getirilemeyeceği, hangi kamusal nedenlerle olursa olsun işkenceye tâviz verilemeyeceği belirtilmiştir

Birleşmiş Milleteler “İşkence ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşmesi” nin 2. maddesinin 2. paragrafında da “Hiç bir istisnai durum, ne harp hâli ne de bir harp tehdidi, dahili siyasî istikrarsızlık veya herhangi başka bir olağanüstü hâl, işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilemez” denilmektedir.

BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesine göre de; “Ulusun yaşamını tehdit eden olağanüstü hallerde dahi devletler işkence yasağı konusunda yükümlülüklerini azaltamaz.

Tüm bu uluslararası düzenlemeler, Anayasa’nın 90. maddesi gereğince aynı zamanda birer iç hukuk kuralı niteliğindedir.

Anayasa'nın 17. maddesinde: "Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz." denmek suretiyle hiçbir insana sadece insan olma hasebiyle işkence ve eziyet yapılamayacağı, vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı belirtilmiştir.

Türk Ceza Kanunu'nun İşkence başlıklı 94-95.Maddesine göre;

94/(1) Bir kişiye karşı insan onu­ruyla bağdaşmayan ve be­densel veya ruhsal yön­den acı çekmesine, algılama veya irade yeteneği­nin etkilen­mesine, aşağılanmasına yol açacak dav­ranışları ger­çekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

95/ (1) İşkence fiilleri, mağdurun;

a) Duyularından veya organlarından birinin iş­le­vinin sürekli zayıfla­masına,

b) Konuşmasında sürekli zorluğa,

c) Yüzünde sabit ize,

d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğma­sına,eden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre be­lirle­nen ceza, yarı ora­nında artırılır. 

Yukarıda belirtilen ulusal ve ulusal üstü hukuk kuralları ile sabit olduğu üzere işkence mutlak olarak yasaktır. Bu nedenle işkence yasağı hiçbir koşulda istisnaya tabi tutulamaz, işkence yasağının esnetilmesi için herhangi bir çekince ileri sürülemez.    

Heyetimizin;yaşanan işkence-kötü muamele olayına ilişkin yürütülen soruşturmada, işkence ve kötü muameleye ilişkin mağdurların ayrıntılı ifadelerinin alınmadığı,İstanbul Protokolüne uygun muayenenin yapılmadığı ve heyetimizin görüşme esnasında mağdurların vücudunun farklı yerinde yara ve morlukları tespiti hususları bir bütün olarak dikkate aldığında;heyetimiz, somut olayımızda işkence ve kötü muamele bulgularının açık olduğu, buna rağmen olaya ilişkin etkili bir soruşturma yürütülmediği kanaatine ulaşmıştır.

Bu sebeple etkili bir soruşma yürütülmesi için mağdurların derhal adli tıpa sevklerinin sağlanması, İstanbul Protoküne uygun bir şekilde avukatları eşliğinde muayenelerinin yapılarak işkence ve kötü muamele bulgularının tespiti ve belgelendirilmesi gerekmektedir.

Mağdurlarca teşhis edilecek failler hakkında işledikleri suçun ağırlığı ve sahip oldukları nüfuz gereği delilleri karartma, mağdurlar,varsa tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimalleri bulunduğundan,failler hakkında derhal adli ve idari soruşturma başlatması, soruşturmanın selameti bakımından da faillerin derhal görevden uzaklaştırılmaları gerekmektedir.

Olayın vahameti de dikkate alınarak olaya ilişkin tespit ve incelemelerde bulunmak üzere ivedi olarak TBMM İnsan Hakları Komisyonunu ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'nu göreve  davet etmekteyiz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.26.07.2018

                                                       

                                                           Van Barosu Yönetim Kurulu

 


ONLINE KİŞİ : ( 4 ) --|[ Bugünki Ziyaret Tekil : 184 - Çoğul : 1118 ]| - |[ Toplam Tekil Ziyaret : 126995 - Toplam Çoğul Ziyaret : 657469 ]|-