BAROMUZUN VAN F TİPİ YÜKSEK GÜVENLİKLİ CEZA İNFAZ CEZA...

19 Kasım 2018

 

BAROMUZUN VAN F TİPİ YÜKSEK GÜVENLİKLİ CEZA İNFAZ KURUMUNDA DEVAM EDEN ÖLÜM ORUCU’NA DAİR RAPORU

 

 

Başvuru Süreci:

Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan Kadir KARABAK ve Esat Naci YILDIRIM vekillerince Van Barosu Başkanlığı’na yapılan 02/11/2018 tarihli yazılı başvuruda; müvekkillerince cezaevinde bulunan havalandırma avlularının üzerinin tel örgüleri ile kapatılması, odalarının keyfi gerekçelerle aynı gün içinde 2 kez aranması, hakkında toplatma ve yasaklama kararı olmaksızın gazete, dergi ve kitapların verilmemesi ile ailelerine yazdıkları mektuplar ile yine aile ve arkadaşlarınca kendilerine gönderilen mektupların kendilerine verilmemesi üzerine 17/09/2018 tarihinde açlık grevine başladıklarını ve açlık grevinin 3.gününde de açlık grevini ölüm orucuna çevirdiklerini, cezaevinde ölüm orucuna giren iki tutuklunun sağlık kontrollerinin yasaya ve usule uygun yapılıp yapılmadığının tespiti ve belirtilen sorunların giderilmesine yönelik girişimde bulunulması talebinde bulunulmuştur.

 

Komisyon Oluşumu:

Van Barosu Başkan Yardımcısı Av. Hamza ÇİFTÇİ, Van Barosu Genel Sekreteri Av. Rabia ÖZGÖKÇE ve Van Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Mahmut KAÇAN’dan oluşan heyetçe ölüm orucunda olduğu bildirilen tutuklular ve cezaevi idaresi ile görüşmek üzere 05/11/2018 tarihinde Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevine gidilerek aşağıda belirtilen görüşmeler gerçekleştirilmiştir.

 

Tutuklu Kadir KARABAK ile Olan Görüşme ve Gözlemler:

Ölüm orucunda olduğu belirtilen Kadir KARABAK ve Esat Naci YILDIRIM adlı tutuklularla ayrı ayrı olarak avukat görüşme odasında yapılan görüşmede;

Kadir KARABAK 1 yıla yakın bir süredir Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevinde tutuklu (hüküm özlü) olarak bulunduğunu, yaklaşık 2 ay önce bulundukları kısmın havalandırma avlusu üzerine, gökyüzü ile temaslarını tamamen kesecek şekilde baklava dilim diye tabir edilen tel örgülerle kapatıldığını, cezaevi idaresinin havalandırmanın üzerinin bu şekilde tel örgü ile kapatmasından önce kendilerine herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, bu şekilde yapılan muamele ile kendileri gibi siyasi tutsaklara hayvan muamelesi yapılmaya çalışılarak cezaevlerinde hava ve gökyüzü ile temas ettikleri tek yerin kafese çevrildiğini, bunu insan onuru ve saygınlığına aykırı gördüklerini belirterek tel örgüler kaldırılıncaya dek ölüm orucunu devam ettireceklerini beyan etmiştir. Kadir KARABAK devamında tel örgülerin başlattıkları ölüm orucunun tek nedeni olmadığını ayrıca cezaevinde idarenin keyfi şekilde hergün sabah ve akşam olmak üzere arama yaptığını, eşyalarının darmadağın edildiğini, keyfi gerekçelerle kendilerine hücre cezaları verildiğini, süreli tüm yayınlara keyfi gerekçelerle el konulduğunu ya da kendilerine hiç verilmediğini, kendi yazdıkları öykü ve şiirler ile özellikle Kürtçe yazılı kitaplarına el konulduğunu, Van İnfaz Hakimliği’ne yaptıkları itiraz ve başvurularına dair dilekçelerinin keyfi olarak alınmadığı veya alındıysa da akıbeti hakkında kendilerine hiçbir bilgilendirme veya tebliğ yapılmadığını, ailelerine yazdıkları mektupların ya ailelerine ulaşmadığını veya gönderi tarihinden aylar sonra mektupların alıcılarına ulaştığını, eşi tarafından yazılan mektupların dahi kendisine 2 ay sonra teslim edildiğini belirtmiştir. Kadir KARABAK ayrıca ölüm orucunda oldukları idarece bilinmesine rağmen kendilerine “yemek anketi” getirilerek hangi yemeklerden istedikleri şekilde bir uygulama yapıldığını belirtmiştir. Tutuklu eylemde 23 kg kaybettiğini, baş ağrılarının olduğunu, baş dönmesi ve kas/kemik ağrılarının olduğunu ve kendisinde unutkanlık başladığını ifade etmiştir.

 

Tutuklu Esat Naci YILDIRIM ile Olan Görüşme ve Gözlemler:

Esat Naci YILDIRIM adlı tutuklu ile yapılan görüşmede; kendisinin Şubat 2017 tarihinde Silivri’den Van F Tipi Cezaevine nakledildiğini, cezaevinde kaldığı kısmın havalandırma avlusunun üzerinin tel örgüleri kapatılması üzerine diğer oda arkadaşı Kadir KARABAK ile birlikte açlık grevine başladıklarını, tek kırmızıçizgilerinin tel örgülerinin kaldırılması olduğunu, açlık grevine başladıktan bir süre sonra kendilerinin üzeri henüz tel örgü ile kapatılmayan bir kısma alındıklarını ve halen bu kısımda kaldıklarını, kafese çevrilen cezaevindeki bu uygulamayı kendileri üzeri henüz açık kısma alınmalarına rağmen kabul etmeyeceklerini belirtmiştir. Tutuklu eylemde 7 kg kaybettiğini, baş ağrılarının olduğunu, baş dönmesi ve kas ağrılarının olduğunu, daha önceden de göz rahatsızlığı olduğunu ifade etmiştir. Devamında tutuklu tarafından  cezaevinde yaşadıkları hak ihlalleri anlatılmış, ve bu ihlallerin büyük oranda Kadir KARABAK tarafından aktarılan ihlallerle aynı olduğu anlaşılmıştır.

Eyleme açlık grevi olarak başladıklarını, eylemin 10. gününde açlık grevini ölüm orucuna çevirdiklerini belirten tutuklular, görüşmenin yapıldığı 05/11/2018 günü itibariyle 51. Günde olduklarını belirtmişlerdir.

Heyetçe sorulan sorular üzerine her iki tutuklu ölüm orucunda kendilerine sadece B12 vitamin verildiğini, hafta sonları sağlık görevlisi olmadığı gerekçesiyle sağlık muayenelerinin yapılmadığını, 05/11/2018 tarihinde sabah saatlerinde odalarına gelen infaz koruma memurlarınca odalarında bulunan tüm şeker ve tuza el konularak götürüldüğünü, bu muamelenin kendilerini öldürme amaçlı olduğunun açık olduğunu ve bu nedenle tuz, şeker ve limon alımını artık kestiklerini ifade etmişlerdir.

Heyetimizce yapılan gözlemde tutukluların oldukça bitkin olduğu ve aşırı kilo kaybettikleri gözlemlenmiştir.

 

Cezaevi İdaresi İle Yapılan Görüşme:

Tutuklularla yapılan görüşmenin ardından cezaevi müdürünün mesai bittiği gerekçesiyle cezaevinden ayrıldığının belirtilmesi üzerine Cezaevi 2.Müdürü Mehmet DOĞAN ile ölüm orucundaki tutukluların durumu görüşülmüştür. Görüşmede cezaevi infaz sorumlusu ile diğer bir ikinci müdür de hazır olmuştur. Heyetimizce tutukluların yakınmaları ile talepleri olduğu gibi cezaevi 2.müdürüne aktarılmış ve cezaevi 2.Müdürünce yapılan açıklamada söz konusu tel örgü yapımında cezaevlerinin pilot cezaevi olarak tespit edildiği, havalandırmanın tel örgü ile kapatılmasının kendi karar ve tasarrufları ile gerçekleşmediği, Adalet Bakanlığınca kendilerine talimat verildiği, söz konusu havalandırmaların tel örgülerinin takılması işinin Bitlis Açık Cezaevince gerçekleştirildiği ve ödenek geldikçe havalandırma avlularının üzerinin tel örgüyle kapatılacağı, henüz cezaevinin tamamında tel örgü ile kapatılması işinin bitmediği, dolaysıyla bu konuda yapacakları bir işlemin olmadığı ifade edilmiştir. Tutukluların yakındığı diğer hususlar aktarıldığında cezaevinde yeterli personel olmadığı için mektupların geç teslim edildiği ifade edilmiş, odalarda keyfi arama yapılmadığı bunun rutin cezaevi uygulaması olduğu belirtilmiştir. Cezaevi 2.Müdürünce ölüm orucundaki tutukluların tel örgü ile kaplanmayan cezaevinin diğer kısmına alındığı, sağlık görevlilerinin kendileriyle ilgilendiği ve odalarındaki fazla tuz ve şekerin tutukluların sağlıkları düşünülerek alındığı belirtilmiştir.

 

Cezaevi Savcısı İle Görüşme:

Heyetçe konu ile ilgili olduğu değerlendirilen Cezaevi Savcısı Soner ERDEN ile birkaç kez farklı tarihlerde görüşülmek istendiyse de Cezaevi Savcısı ile ya toplantısının olduğu veya yerinde olmaması nedeniyle görüşülememiştir.

 

 Konuya İlişkin Uluslararası ve Ulusal Mevzuat

1-Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirisi 10/Aralık/1948 tarihinde birleşmiş Milletler Genel Kurulunca kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, insan haklarının tanınması ve korunması açısından çok önemli bir öncüdür. Bildirinin en önemli ilkesi şudur:

- Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.

2-BM Mahpuslara Uygulanması Gerekli Asgari Standart Kurallar 1955 te Cenevre’de toplanan Suçların Önlenmesi ve Suçluların Islahı üzerine Birinci Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilmiş ve Ekonomik ve Sosyal Konsey tarafından 31/Temmuz/1957 tarihli ve 663 sayı ile 13/Mayıs/1977 tarihli ve 2076 sayılı kararlarıyla onaylanmıştır. Cezaevleri, tutuklu ve hükümlülerle ilgili evrensel kuralları içerir.

3-Avrupa Bakanlar Komitesinin Avrupa Cezaevi Kuralları Üzerine R87 Nolu Tavsiye Kararı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 17/Şubat/1987 tarihinde kabul edilmiştir. BM Mahpuslara Uygulanması Gerekli Asgari Standart Kurallara paralel olarak düzenlenmiştir. Temel İlkeler;

  1. Özgürlüğünden yoksun bırakılmış herkese insan haklarına saygı çerçevesinde davranılmalıdır.
  2. Özgürlüğünden yoksun bırakılmış olan herkes cezalandırılmalarına veya tutuklanmalarına hükmedilen kararla yasal olarak ellerinden alınmayan tüm haklara sahip olmaya devam eder.
  3. Özgürlüğünden yoksun bırakılmış olan kişilere uygulanan kısıtlamalar haklarında uygulanan yaptırımın yasal amacıyla orantılı ve bunun gerektirdiği asgari düzeyde olmalıdır.
  4. Mahpusların haklarını ihlal eden cezaevi koşulları kaynak yokluğu gerekçe gösterilerek savunulamaz.
  5. Cezaevindeki yaşam kamusal hayatın olumlu yanlarına olabildiğince yaklaşacak biçimde düzenlenmelidir.
  6. Alıkonma sürecinin tümü özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin özgür toplumla yeniden bütünleşmelerini kolaylaştıracak şekilde yönetilmelidir.  
  7. Cezaevi dışındaki sosyal hizmetlerle işbirliği ve mümkün mertebe sivil toplumun cezaevi yaşamına katılımı teşvik edilmelidir.  
  8. Cezaevi personeli önemli bir kamu hizmeti görmektedir ve personelin seçimi, eğitimi ve iş koşulları mahpusların gözetiminde yüksek standartları idame ettirmelerine olanak sağlamalıdır.
  9. Bütün cezaevleri düzenli idari denetime ve bağımsız izlemeye tabi olmalıdır.

Avrupa Cezaevi Kuralları bir yargı mercii kararıyla gözaltına alınan veya mahkumiyeti takiben özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere uygulanır.

CGTİHK kanunu İnfazda Temel İlke başlıklı 2.maddesinde “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır” denilmektedir.

Yine aynı kanunun İnfazda Temel Amaç başlıklı 3. Maddesi ise “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır” şeklindedir.

Yine 5275 sayılı yasanın Hapis cezaları ve güvenlik tedbirlerin infazında gözetilecek ilkeler başlıklı 6. Maddesinin 1-b bendinde “Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir” demek sureti ile kişilerin tutuklu ve ya hükümlü olup olmadıklarına bakılmaksızın infaz şekli ve uygulamasının kanuna, anayasaya ve ilgili uluslararası sözleşmelere uygun olması gerektiği hükmedilmiştir.

Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi CPT’ye göre cezaevlerindeki havalandırma yerlerinin bu şekilde kafese çevrilmesini uygar bir topluma hakaret sayılabileceğini, bu nedenle tel örgü ve benzeri koşulların “insanlık dışı ve onur kırıcı muamele” sayılabileceğini belirtmiştir.

 

 

SONUÇ VE ÖNERİLER

 

Komisyonumuz yaşam hakkına zarar veren hiçbir eylem biçimini doğru bulmamaktadır. Yapılan görüşmeler ve incelemelerden sonra aşağıdaki sonuçlara ulaşmıştır:

 

1-Ölüm Orucundaki tutukluların mektup ve gazetelerinin hiç veya geç verilmesi Anayasal hak olan haberleşme hürriyetinin ihlali niteliğindedir. Tutukluların mektuplarının en kısa zamanda verilmesi ve gönderilmesi gerekmektedir. Yasaklı metin olduğu gerekçesiyle gazetenin ve mektupların hiç verilmemesi hak ihlaline sebebiyet vermektedir.

 

2-Cezaevi personelinin ölüm orucundaki başvuruculara “yemek anketi” ile ne yemek istersiniz şeklinde sorular sormak ve anketi doldurmalarını istemek gayri ahlaki bir tutum olup, personelin bu konuda eğitime tabi tutulması, uyarılması ve daha hassas davranmaları için gerekli olan bilinç kazandırılmalıdır.

 

3-Tutukluların her gün, günde 2 kez aranmalarının son bulmasına yönelik taleplerine ilişkin olarak; komisyonumuzca F Tipi yüksek güvenlikli hapishanelerde rutin aramalar dışında bu şekilde yapılan aramaların kanuna açıkça aykırı olduğu ve görevin keyfi ve kötüye kullanıldığı, uygulamanın başvurucuların eylemlerini sindirmeye yönelik olduğunu değerlendirmiştir.

 

4-Tutukluların elindeki tuz ve şekerlerin ölüm orucunun 51. Gününde alınmış olması, yine gerekli ve yan etkileri olmayan vitaminlerin değil, yan etkileri olan vitaminlerin verilmesi başvurucuların sağlık hakkının ve eylemin niteliği dikkate alındığında yaşam hakkının ihlali niteliğindedir. İdare tarafından başvurucuların ihtiyaç duyduğu tuz, şeker ve yan etkisi olmayan vitaminlerin verilerek başvurucuların sağlık ve yaşam hakkına zarar verici uygulamalardan derhal kaçınılmalıdır.

 

5-Tutukluların kırmızı çizgileri olarak ifade ettikleri tel örgü ile kapatılan havalandırmaların açılmasına ilişkin talepleri insan hakları açısından anlaşılır ve yerinde olarak değerlendirilmiştir. Tutukluların kısıtlı zamanlarda çıkarıldıkları havalandırmalarda gökyüzünü dahi görmelerini engellemek infaz hukukunun amacına uygun değildir. Cezalandırma ve infazdan beklenen amaç, kişinin ıslahı ise, tutuklulara kafes ortamı yaratılarak, kendilerini “hayvan” olarak hissettirilmesi insani olmadığı gibi ahlaki ve hukuki de değildir. Söz konusu uygulama infaz hukukunun amacına ters düşen, kişinin topluma tekrar kazandırmasından çok, toplumla ilişkisini tamamen koparmaya yönelik insanlık dışı ve onur kırıcı bir uygulamadır. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğünün havalandırma boşlukları üzerine tel örgü çekilmesi kararını kaldırarak uygulamaya derhal son vermelidir.19.11.2018.

 

 

 

 

VAN BAROSU BAŞKANLIĞI


ONLINE KİŞİ : ( 14 ) --|[ Bugünki Ziyaret Tekil : 371 - Çoğul : 1954 ]| - |[ Toplam Tekil Ziyaret : 156638 - Toplam Çoğul Ziyaret : 824148 ]|-