BAROLARIN (TALE) KÖYÜNE İLİŞKİN İNCELEME RAPORU

14 Eylül 2017

 

 

 

 

TESPİT & İNCELEME

RAPORU

DİYARBAKIR  BAROSU

VAN BAROSU

HAKKARİ BAROSU

14.09.2017

 

İÇİNDEKİLER

 

  1. Olay                                                                                                  :  2

 

  1. Olayın Yaşandığı Bölge Ve Resmi Açıklamalar                              :  2-3

 

  1. Heyetin Oluşumu Ve Amacı                                                            :  3

 

  1. Heyetimizin Görüşme Gerçekleştirdiği Kurum ve Kişiler                :  3

 

  1. Heyetimizin Görüşmelerden Edindiği Bilgiler                                 :  4-7

 

  1. Heyetimizin Yaşananlara İlişkin Tespitleri                                       : 7-8

 

  1. Ulusal Ve Uluslararası Mevzuat                                                       : 8-9

 

  1. SONUÇ VE ÖNERİLERİMİZ                                                         :10

 

 

OLAY

 

31.O8.2017 tarihinde Hakkari ili Oğul Köyü (Tale) Kanireş mevkiinde SİHA (Silahlı İnsansız Hava Aracı) ile gerçekleştirilen operasyonel müdahale  sonucu 1 yurttaşın yaşamını yitirmesi ve 3 yurttaşın yaralanması olayıdır.

 

Olayın yaşandığı  bölge:

 

  • SİHA ile müdahalenin gerçekleştirildiği yer Hakkari ili Merkez Oğul Köyü (Tale) köyüne bağlı Kanireş mevkiidir. Söz konusu yer Hakkari Merkeze 20 km uzaklıkta olup, Hakkari-Çukurca anayoluna 8-9 km, Oğul Köyü merkezine 500-600 metre mesafededir.Köy yoluna ise 15-20 metre mesafededir.  Olayın yaşandığı yer dağılık bir alanda olup olay tarihinde herhangi bir şekilde özel güvenlik alanı olarak ilan edilmemiş, sivillerin rahatlıkla gidebildiği bir yerdir. Köy merkezinde bulunan ve insanların yerleşik olduğu en yakın  eve  olan mesafesi 300-400 metredir.Müdahalenin olduğu yer  büyük ve geniş ceviz ağaçlarıyla kaplı bir alandır.

 

RESMİ AÇIKLAMALAR                                                                                              

 1-Hakkari Valiliğince 01.09.2017 tarihinde yaptığı basın duyurusunda :

        Hakkâri-Merkez İlçe Oğul Köyü Kanireş Çeşmesi bölgesinde tespit edilen (1) dinamik hedefe [(4) BTÖ mensubu], 31 Ağustos 2017 Perşembe günü saat 15.30 sıralarında, SİHA (BAYRAKTAR) ile (1) bomba atılmıştır. 
        Söz konusu atış neticesinde, (4) BTÖ mensubunun etkisiz hale getirildiği değerlendirilen bölgede, teröristlerle toplantı halinde bulundukları sonradan  anlaşılan İbrahim SAK ve Musa TARHAN isimli işbirlikçiler hafif şekilde, Mehmet TEMEL ve İsmail AYDIN isimli işbirlikçiler ise ağır şekilde olmak üzere toplam (4) işbirlikçinin yaralandığı, kendi imkânları ile Hakkâri Devlet Hastanesine giderek tedavi altına alındıkları tespit edilmiştir. 
              Söz konusu yaralanan işbirlikçilerden Mehmet TEMEL, Hakkâri Devlet Hastanesinde tedavi altında iken vefat etmiştir.Konu ile ilgili adli tahkikat devam etmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

2-Hakkari Valiliğinin 08.09.2017 tarihli yazılı basın duyurusunda:

31.08.2017 günü saat 15.30 sıralarında İlimiz Merkez Oğul Köyü̈ Kanireş Çeşmesi bölgesinde 4 bölücü terör örgütü mensubunun etkisiz hale getirildiği operasyonda, bölücü terör örgütü mensuplarıyla toplantı halindeyken yaralanan  İbrahim SAK ve Musa TARHAN tedavi gördükleri Hakkari Devlet Hastanesi’nden taburcu olduktan sonra çıkarıldıkları adli makamlarca “Terör Örgütüne Üye Olmak” suçundan tutuklanmıştır. Konu ile ilgili adli tahkikat devam etmektedir.

3-Genel Kurmay Başkanlığı'nın 12.09.2017 tarihli basın duyurusunda:

Operasyonların planlanmasında ve icrasında; özellikle şanlı tarihimize ve yüksek değerlerimize uygun bir şekilde masum tek bir vatandaşımıza/sivile ve çevreye zarar verilmemesi hususunda her türlü dikkat ve hassasiyet gösterilmekte; terörle mücadele, hudut güvenliği ve kaçakçılığın önlenmesi ile ilgili operasyonlarda, sadece teröristlerin, kaçakçıların ve bunların destekçi ve işbirlikçilerinin etkisiz hale getirilmesi ve engellenmesi amaçlanmaktadır.

Bu doğrultuda Türk Silahlı Kuvvetleri bugüne kadar hiçbir sivil/masum vatandaşımıza yönelik zarar verecek uygulama içinde olmamıştır. 31 Ağustos 2017 tarihinde Hakkâri/Oğulköy kırsalında SİHA ile icra edilen operasyonda da aynı esas ve usuller kullanılmıştır.

 

 

 4- İçişleri Bakanlığının 31.08.2017 tarihli basın duyurusunda :

Hakkari/Merkez/Oğul Köyü kırsalında  yapılan operasyonda, Piro AMED kod adlı Abdullah SÖNMEZ ve beraberindeki Mordem (K), Zağros (K) ve Cemal (K) isimli (4) terörist etkisiz hale getirilmiştir.

 Piro AMED (K) Abdullah SÖNMEZ isimli örgüt mensubunun;

- 28 Haziran 2017 tarihinde Hakkari/Oğul köyü kırsal alanında Özel Harekat Polisi Muhammet Ali Mevlüt DÜNDAR'ın şehit edilmesi,

-19 Haziran 2017 yılı Haziran ayında Hakkari/Çukurca yolu üzerinde askeri konvoya yönelik yapılan ve (2) askerin şehit edildiği eyleminin faili olduğu bilinmektedir.

 

Kars ili Kağızman ilçesi kırsalında yapılan operasyonda, 5 terörist etkisiz hale getirilmiştir.

 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. DENMİŞTİR.

 

Ayrıca bazı siyasi parti mensupları(milletvekili) ve hükümet yetkililerince değişik tarihlerde basın yayın organları vasıtası ile olaya ilişkin görüş ve değerlendirmeler kamuoyuyla paylaşılmıştır.

 

HEYETİN OLUŞUMU VE AMACI

 

SİHA'larla yapılan bu operasyon neticesinde  yaşamını yitiren ve yaralananların sivil insanların olduğu  iddialarının yerinde tespit etmek ve incelemelerde bulunmak amacıyla Avukatlık Kanunun 76. maddesinde ve 95/21 maddeleri gereğince baroların hukukun üstünlüğü ile  insan haklarını savunmak ve korumak yükümlülüğü kapsamında Diyarbakır Barosu, Hakkari Barosu ve Van Barosu tarafından bir heyet oluşturulmuştur. Heyette yer alanlar;

 

Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Ahmet ÖZMEN,Yönetim Kurulu Üyeleri Av. Nahit EREN, Av. Muhammed Neşet GİRASUN

Van  Barosu Başkanı Av. Murat TİMUR

Hakkari Barosu Başkanı Av. Serdar Işık ve Yönetim Kurulu üyesi Av.Fikret OY

 

HEYETİMİZİN GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİRDİĞİ KURUM VE KİŞİLER                       

 

Heyetimiz 12.09.2017 tarihinde Hakkari iline gitmiştir.

1- Heyetimiz ilk olarak saat 14:00 Hakkari Valisiyle makamında bir görüşme gerçekleştirmiştir.

2-Soruşturmayı yürüten Hakkari Cumhuriyet Başsavcı vekiliyle saat 14:45te bir görüşme gerçekleştirmiştir.

3-Resmi temasların ardından söz konusu olayda yaşamını yitiren Mehmet TEMEL'in ailesiyle  ikametlerinde saat 15:30 görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmede Mehmet TEMEL'İN eşi ve yakın akrabaları bulunmuştur.

4-Olayda yaralanan ve Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığın söz konusu olaydan sonra yürüttüğü soruşturma kapsamında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma iddiasıyla tutuklanan ve  Hakkari Ceza Evinde bulunan  Musa TARHAN ve İbrahim SAK ile saat 17:00 da cezaevinde görüşme gerçekleştirilmiştir. Ayrıca tutuklu  Musa Tarha'nın çocuklarıyla görüşme gerçekleştirilmiştir.

5-Olayda yaralanmış ve  Hakkari Devlet Hastanesinde tedavisi devam etmekte olan İsmail AYDIN ile görüşme talebimiz; Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığınca ilgili şahıs hakkında yürütülen soruşturma kapsamında gözaltında tutuluyor olması, dosya kapsamında alınan gizlilik ve kısıtlama kararı sebebiyle  kabul edilmemiştir.

 

 

 

YAPILAN GÖRÜŞMELERDEN ELDE EDİLEN BİLGİLER

 

1-Hakkari Valisi ile yapmış olduğumuz görüşmede, heyetimize verilen bilgide olayın oluş tarzı ve sonuçlarına ilişkin Valililiklerince, 01.09.2017 tarihinde basın bildirisi yayınladığını, olayın oluş tarzı ve sonuçlarının söz konusu açıklamada belirtildiği şekilde geliştiğini belirtilmiştir.Devamla dosyanın adli makamlara intikal ettiğini, soruşturmanın devam ettiğini belirtmekle birlikte, olayın SİHA tarafından takip edilen silahlı örgüt mensuplarının olay yerine kadar takip edildiği, SİHA müdahalesi sonucu olay esnasında iki örgüt mensubunun öldüğünü cenazelerinin kolluk tarafından olay yerinden alındığını, kod adlarının ve kimlik bilgilerinin tespit edildiğini , sivil ancak basın bildirilerinde belirttikleri üzere  örgüt ile işbirliği içinde olduğu belirtilen Mehmet Temel'in yaşamını yitirdiğini ve yanında olan diğer 3 kişinin de yaralandığını ,yaralı iki kişini tutuklandığı birini halen hastanede tedavisine devam edildiğini, olay yerinde  de 4 örgüt mensubunun olduğunu tespit ettiklerini belirtmiştir.

 

2-Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı vekili ile yapılan görüşmede : Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının olaya ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında söz konusu operasyonda kimliği tespit edilmiş kod adları belirlenmiş iki örgüt mensubunun otopsilerinin yapılıp Van ilinde bulunan Adli Tıp kurumuna gönderildiği belirtmiştir.Aynı şekilde olayda yaşamını yitiren Mehmet TEMEL'in naaşının otopsi işlemleri yapıldıktan sonra Van Adli Tıp Kurumuna gönderildiği belirtilmiştir.Olayda yaralanan  Musa TARHAN ve İbrahim SAK hakkında örgüt üyeliği kapsamında yürütülen soruşturma kapsamında Hakkari Sulh Ceza Hakimliğince haklarında tutuklama kararı verildiğini ve Hakkari Cezaevinde tutuklu bulundukları belirtilmiştir. Olayda yaralanan ve durumu ağır olup tedavisi Hakkari Devlet hastanesinde devam eden İsmail AYHAN hakkında da gözaltı kararı olduğu ve tedavisi sonrası soruşturmanın yürütüleceği beyan edilmiştir.Olaya ilişkin ise soruşturmanın gizli olması nedeniyle detaylı bilgi veremeyeceğini  alınan ifadeler kapsamında olay mahallinde  kamuoyuna isimleri yansıyan Valilik açılamasında işbirlikçi olarak belirtilen 4 kişi dışında örgüt üyesi olan  5 kişinin daha olay yerinde bulunduğunu,  bunlardan ikisinin ölü olarak ele geçirildiği diğer üç kişinin ise olay yerinden yaralı olarak kaçtıklarını beyan etmiştir. 

 

3- SİHA müdahalesi ile yaşamını yitiren Mehmet TEMEL'in ailesi ile ikametgahlarında yapılan görüşmede: Mehmet Temel'in kardeşi, eşi, çocukları ve aile yakınları hazır bulunmuştur. Aile fertleri Mehmet TEMEL'in Hakkari ilinde ikamet ettiğini,tesisat işlerinde çalıştığını ,bir çok resmi kurumda da tesisat işlerini yaptığını, olaydan bir gün önce bile Ağız ve Diş Hastanesinin tesisat işlerinde çalıştığını, 3 çocuk babası ve 37 yaşında olduğunu belirtmişlerdir.

            Olayın yaşandığı yerin kendi köylerinin sınırları içerisinde olduğunu Mehmet Temel'in sık sık arkadaşları ile birlikte söz konusu yere piknik amacıyla gittiğini , Hakkari ilinden bir çok kişinin söz konusu alanın piknik açısından müsait olması nedeniyle kulandığını belirtmişlerdir. Olay günü Mehmet Temel'in, arkadaşları Musa Tarhan, İsmail Ayhan ve İbrahim Sak ile birlikte piknik amaçlı Kanireş mevkiine gideceğini, sonrasında bayram nedeniyle  annesini köyden alıp Hakkari merkeze getireceğini söyleyerek evden ayrıldığını beyan etmişlerdir.

            Cenazesi hastaneye getirildikten sonra olaydan haberdar olup hastaneye gittiklerini , hastane önünde bir kalabalığın olduğunu , polisin plastik mermi, toma ve tazyikli su ile bekleyenlere müdahale ederek bekleyenleri oradan dağıttığını, ertesi gün yani 1 Eylül'de Mehmet Temel'in Van'a götürüldüğünü öğrendiklerini, Van ilindeki hastanelerde araştırma yaptıklarını bu araştırma sonucu Van Yüzüncü  Yıl Üniversitesinde  bulunan morgda olduğunu öğrendiklerini, oraya gittiklerinde polisin Mehmet Temel'in otopsi işlemleri bittikten sonra götüreceklerini söylediğini, cenazenin Hakkari iline götürülmesi için Van Büyükşehir Belediyesi ve özel şirketlerin cenaze aracı taleplerini kabul etmediklerini ,Mehmet Temel'in naşını kendi imkanları ile tuttukları kamyonetle Hakkari'ye getirdiklerini, Hakkari ili girişinde bulunan DEPİN güvenlik kontrol noktasında durdurulduklarını, kolluk görevlilerinin kendilerine cenazeyi direk mezarlığa götürüp gömmeleri söylediklerini, cenazenin yıkanmadığını söylemekle  bu durumda kendisi dışında başkaca kimseye izin vermeden  cenazeyi polis eşliğinde hastaneye götürdüklerini, cenaze yıkandıktan sonra mezarlığa götürmek için yola çıktıklarını ancak kendisi dışında kimseye izin verilmediğini, cenaze defnedildikten sonra camideki taziye yerinde taziye kabulüne izin vermediğini, bu sebeple evlerinin önünde taziye çadırı kurmak zorunda kaldıklarını belirtmişlerdir.

 

4. SİHA müdahalesiyle yaralanan ve Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında Örgüt üyeliği iddiası ile Hakkari Cezaevinde Tutuklu Bulunan  İbrahim Sak ile yapılan görüşmede:

            İbrahim Sak ile Cezaevinde yapılan görüşme esnasında sol kolunun alçıya alındığını, sol göz ve altında morlukların olduğunu vücudunun bazı yerlerinde şarapnel yaralarının olduğu gözlemlenmiştir. İbrahim Sak olaya ilişkin Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında ifadesinde olayı bütün yönleriyle anlattığını bir kez daha bizlere anlatabileceğini söylemiştir.

          İbrahim Sak '' 31 ağustos 2017 tarihinde arkadaşları Mehmet Temel, İsmail AYHAN ve Musa Tarhan ile birlikte daha önce de defalarca gittikleri ve kendi köyleri olan Oğul Köyü  sınırları içerisinde bulunan Kanireş mevkiine piknik amacıyla gitmeyi kararlaştırdıklarını, hazırlıkları tamamladıktan sonra Musa Tarhan'ın kullandığı araçla önce  Hakkari ili çıkışında bulunan DEPİN polis kontrol noktasından kimlik kontrolü yapıldıktan sonra geçtiklerini Hakkari-Çukurca yolunun yaklaşık 11. km sinde bulunan Oğul Köyü yoluna saptıklarını, köy yolundan yaklaşık 8-9 km ilerledikten sonra Kanireş dediğimiz ve köy yoluna 15-20 metre mesafede olan büyük ceviz ağaçlarının bulunduğu yerde durduklarını ,eşyalarını indirdikten sonra   araçta kalan Mehmet Temel ve İsmail Ayhan'ın araçta bulunan kadını köye bırakmak ve köyden bize domates ve benzeri şeyleri getirmek üzere köy merkezine gittiklerini,  Musa Tarhan ile birlikte ceviz ağaçlarının altında ateş yaktıklarını ve yanlarında bulunan eti pişirmeye başladıklarını ,yarım saat sonra da Mehmet Temel ile İsmail Ayhan'ın köyden yanlarına geri döndüğünü , Mehmet Temel'in aracı ceviz ağaçlarının altına park ettiğini  aradan 5-10 dakika geçtikten sonra gri renkli Mitsubishi marka bir pikabın bulundukları yere geldiğini , araçtan inenlerin olduğunu önce yanlarına sivil elbiseli birinin gelip ekmek alıp bir şey demeden yanlarından uzaklaştığını, araçtan 4 kişini daha indiğini ve yanlarına geldiklerini  bunların silahlı olduklarını, içlerinden birinin de bir parça ekmek alıp uzaklaştığını kalan üç kişinin ise  yanlarında durarak kendilerine ''burada ne işiniz var ve  hangi aşiretten olduklarını'' sorduğunu cevaben ben aşiretimin ismini verdiğimde aşiretim ile ilgili olumsuz cümleler sarf ettiklerini, bu sebeple rahatsız olduğunu ve ayağa kalkarak oturdukları yerden uzaklaştığını, sonra montunu almadığını fark ettiğini bu sebeple geri döndüğünü ceviz ağacının altında bulunan montuna elini uzattığı anda büyük bir patlama sesi duyduğunu ortamı toz dumanın kapladığını, kolundan yaralandığını, dönüp baktığında yerde oturanlardan Musa Tarhan'ın ve İsmail Aydın'ın yaralı olduklarını gördüğünü, yerde bulunan iki örgüt mensubunun ve Mehmet Temel'in  hareketsiz bir şekilde yerde yatar vaziyette olduklarını gördüğünü, ikinci bir patlama ihtimaline istinaden hemen oradan uzaklaşmayı düşündüğünü Musa Tarhan'ın bu sırada ayağa kalktığını gördüğünü, birlikte yola doğru ilerlediklerini, yola doğru ilerlerken az ilerde ayağından yaralı bir örgüt üyesini gördüğünü ve  dizini sardığını, Musa ile yola çıktıklarında köy istikametinden gelen bir araç durduğunu, kendilerini alan aracın içerisinde İsa Açar ve Selman Özkan'ın bulunduğunu , İsa Açar'ın kendilerine oğlunun orda olup olmadığını sorduğunu cevaben kendisine oğlunun orda olmadığını söylediğini, yaralı olmaları  sebebiyle Hakkari iline gitmek için Hakkari- Çukurca ana yoluna doğru köy yolundan yaklaşık 700 metre kadar ilerlediklerinde iki kişinin araçlarını durdurmaya çalıştığını söz konusu iki kişiden birini daha önce gördüğü  yaralı örgüt mensubu olduğunu ancak kendilerinin yola devam ettiğini, Hakkari -Çukurca yoluna çıktıklarında yolun güvenlik güçlerince tutulduğunu kendileri durdurduklarını araçtan indiklerinde yaralı ve kanlar içinde kendilerini gören kolluk görevlilerini ateş pozisyonu aldıklarını sivil olduklarını yüksek seslen dillendirince  kolluk amirinin durun diye seslendiğini ve yanlarına geldiğini,kendilerine yukarda örgüt mensupları var mıydı diye sorduğunu cevaben var dediklerini ,daha sonra  bir askeri araç eşlik edip Hakkari Devlet Hastanesine getirildiklerini ve tedavi altına alındıklarını, araçta bulunan içinde bulundukları araçta bulunan İsa ve  Selman'a neden buraya geldiklerini sorduğunda çocukları için geldiklerini beyan ettiklerini , İsa Açar'ın oğlunun yaklaşık olay tarihinden 10 gün önce örgüt mensuplarınca alıkonulduğunu belirtmiştir.

            İfadesinin alınması  esnasında olay sonrasına ilişkin hava görüntülerinin kendisine gösterildiğini söz konusu görüntülerde öldürülen örgüt mensuplarının kendisine gösterildiğini ölen örgüt mensuplarının yanlarına  gelen kişiler olup olmadığının sorulduğunda kendisinin de cevaben onlar olduğunu belirttiğini beyan etmiştir. Heyetimizin sorusu üzerine bulundukları alanın büyük ceviz ağaçlarının bulunduğunu kendilerinin yukardan görünme ihtimalinin olmadığını patlama sonrası ise ağaçların tamamen dal ve yapraklarının düştüğünü belirtmiştir.

 

 

5-. SİHA müdahalesi ile yaralanan ve Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında Örgüt üyeliği iddiası ile Hakkari Cezaevinde Tutuklu Bulunan  Musa TARHAN ile yapılan görüşmede:

            Musa TARHAN ile Cezaevinde yapılan görüşme esnasında bacak iç kısmından ve haya bölgesinden yaralandığı, yapılan müdahale sonucu testislerinden birinin alındığını, sekerek yürüdü, vücudunun değişik bölgelerinde şarapnel parçalarından kaynaklı yaralanmaların olduğu gözlemlenmiştir. Musa TARHAN olaya ilişkin Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında ifadesinde olayı bütün yönleriyle anlattığını bir kez daha bizlere anlatabileceğini söylemiştir.

 

Musa TARHAN '' 31 ağustos 2017 tarihinde arkadaşları Mehmet Temel, İsmail AYHAN ve İbrahim Sak ile birlikte Oğul köyü  sınırları içerisinde bulunan Kanireş mevkiine piknik amacıyla gittiklerini, Hakkari ili çıkışında bulunan DEPİN polis kontrol noktasından kimlik kontrolü yapıldıktan sonra geçtiklerini, Kanireş dediğimiz ve köy yoluna 15-20 metre mesafede olan su kaynağının olduğu ve  ceviz ağaçlarının bulunduğu yerde durduklarını ,eşyalarını indirdikten sonra   araçta kalan Mehmet Temel ve İsmail Ayhan'ın köyden  yiyecek bir şeyler getirmek üzere köy merkezine gittiklerini, İbrahim Sak ile birlikte ceviz ağaçlarının altında ateş yaktıklarını, yemek pişirme hazırlığı yaptıklarını, yaklaşık yarım saat 40 dakika sonra Mehmet Temel ile İsmail Ayhan'ın köyden yanlarına geri döndüğünü , Mehmet Temel'in aracı ceviz ağaçlarının altına park ettiğini, bir müddet sonra yaklaşık  5-10 dakika  sonra gri renkli Mitsubishi marka bir pikabın bulundukları yere geldiğini , araçtan önce bir kişini indiğini ve yanlarına geldiğini, sivil elbiseli olduğunu üzerinde silah olmadığını, ekmek alıp bir şey demeden yanlarından uzaklaştığını, daha sonra aynı araçtan inen 4 kişinin daha yanlarına geldiğini,  bunların silahlı olduklarını içlerinden birinin de bir parça ekmek alıp uzaklaştığını kalan üç kişinin ise  yanlarında durarak kendilerine burada ne işiniz var dediğini bizde kendilerini tanıttıklarını, İbrahim Sak'a  hangi aşiretten olduğunu sorduklarını, İbrahim'in aşireti için bir şeyler söylediklerini ama kendisinin ne söylendiğini tam duyamadığını  İbrahim'in söylenenlerden rahatsız olup yanlarından  uzaklaştığını, sonra geri döndüğünü gördüğünü,  yemek yedikleri esnada  büyük bir patlama olduğunu, bacak aralarından yaralandığını yüzünden kanların aktığını ve yere yığıldığını hatırladığını,olay yerinden uzaklaşmak için kalktığını ancak yürümekte zorlandığını biraz ilerledikten sonra İbrahim Sak'ı gördüğünü birlikte oradan uzaklaşmaya çalıştıklarını,yerde yatan arkadaşları İsmail AYHAN'ın çığlıklarını duyduğunu, yola doğru ilerlerken yürümesini zorlaştıran bacakları arasına saplanan metal cismi çekip çıkarmaya çalıştığını, bir iki denemeden sonra metali çıkarabildiğini ve sonrasında kendisinden  geçip bayıldığını,   sonrasında yol üzerinde bir arabaya bindiklerini hatırladığını ,kendisine tam geldiğimde  aracın içerisinde Hakkari'den tanıdığı  İsa Açar ve Selman Özkan'ın bulunduğunu , İsa Açar'ın kendilerini yemine verdirerek  oğlunun orda olup olmadığını sorduğunu hatırladığını  cevaben  yoktu dediklerini, Hakkari- Çukurca ana yoluna doğru köy yolundan ilerlerken daha önce yanlarına gelen ve biraz uzakta duran iki örgüt mensubu araçlarını durdurduğunu, yaralı olduklarını gördüğünü, aracı kullanan Selami'ye kaç yaralı aldın  diye sorduğunu hatırladığını, gidin diğer yaralıları da  alın dediklerini ancak Selami'nin onları dinlemeden yola devam ettiğini,  Hakkari -çukurca yoluna çıktıklarında yolun güvenlik güçlerince tutulduğunu kendileri durdurduklarını araçtan indiklerinde yaralı ve kanlar içinde kendilerini gören kolluk görevlilerini ateş pozisyonu aldıklarını sivil olduklarını  Selami yüksek sesle  dile getirdiğini kolluk amirinin durun diye bağırdığını askerlerin silahlarını bunun üzerine indirdiğini,yanlarına gelen komutanın yukarda örgüt mensupları var mıydı diye sorduğunu bizde cevaben var olduğunu söyledik ,  sonrasında askeri bir araç eşliğinde hastaneye getirildiklerini tedavi altına alındıkların, sonrasında ifade işleminden sonra tutuklandıklarını beyan etmiştir. Heyetimizin sorusu üzerine büyük ceviz ağaçlarının bulunduğunu bir bölgede olduklarını yukarıdan kendilerinin görünme ihtimalinin olmadığını beyan etmiştir.

 

 

 

 

SİHA MÜDAHALESİ İLE İLGİLİ YAŞANANLARA İLİŞKİN HEYETİMİZİN TESPİTLERİ

 

Heyetimiz, resmi makamlarla özellikle de SİHA müdahalesi sonucu yaralanan Hakkari Cezaevinde tutuklu bulunan İbrahim SAK ve Musa TARHAN ile ve yaşamını yitiren Mehmet TEMEL'in ailesi ve sosyal çevrelerinde yapmış olduğu görüşmeler neticesinde olaya ve kişilere yönelik aşağıdaki tespit ve sonuçlara varmıştır.

 

1-Öncelikle ve önemle belirtmek gerekir ki SİHA müdahalesi sonucu yaşamını yitiren Mehmet Temel ve yine bu müdahale sonucu yaralanan İsmail Aydın, Musa Tarhan ve İbrahim Sak'ın Hakkari ilinde tanınan il merkezinde ikamet eden, her biri farklı işlerde çalışan evli ve çocuk sahibi sivil kişiler olduğu;

 

2-SİHA ile 31.08.2017 tarihinde Hakkari ili Oğul Köyü (Tale) Kanireş Mevkinde gerçekleştirilen müdahale sonucu Mehmet Temel'in yaşamını yitirdiği ,İbarahim Sak, Musa Tarhan ve İsmail Aydın'ın yaralanmış oldukları ;

 

3-SİHA müdahalesi esnasında yaralanan İbrahim Sak ve Musa Tarhan'ın beyanlarına göre   olay mahalline  sonradan yanlarına gelen 5 örgüt mensubunun olduğu gerçekleşen müdahale neticesinde 2 sinin yaşamını yitirdiğini 2 sinin de  yaralanmış olduğunu;

 

 

 

4-Resmi makamlarca da olay mahallinden iki örgüt mensubunun naaşlarının alındığı Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ön otopsi işlemlerinden sonra Van Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş oldukları ve kimlik tespitlerinin yapıldığını;(soruşturmanın gizliliği nedeniyle otopsi raporları tarafımıza verilmemiştir)

 

5- SİHA müdahalesi sonucu yaralanan İbrahim Sak ve Musa Tarhan'ın Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmüş olduğu soruşturma neticesinde Örgüt Üyesi iddiası ile Hakkari Sulh Ceza Hakimliğince verilen karar ile tutuklandıkları, yine yaralılardan İsmail Aydın'ın Hakkari Devlet hastanesinde tedavisinin sürdüğü ve Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının örgüt üyeliği iddiası ile hakkında gözaltı kararının alındığı ve bu sebeple gözaltında tutulmaya devam edildiği ;

 

6- SİHA müdahalesi sonucu yaşamını yitiren Mehmet Temel ile yaralı İbrahim Sak,Musa Tarhan ve İsmail Aydın'ın olay mahalline giderken Hakkari il merkezi çıkışında bulunan DEPİN güvenlik noktasından kimlik kontrolü yapıldıktan sonra geçmiş oldukları;

 

7- Yaralı İbrahim Sak ve Musa Tarhan'ın beyanlarına dayanarak kendilerinin ve park etmiş oldukları araçlarının  bulunduğu yerin (KANİREŞ Mevkiinin) büyük ve geniş  ceviz ağaçlarıyla kaplanmış olması sebebiyle gökyüzündeki bir cisim tarafından görünme olasılığının olamayacağı,      

 

8-Olay mahallinden yaralı Musa Tarhan ve İbrahim Sak'ın, olaydan bir hafta önce örgüt tarafından oğlu kaçırılan İsa Açar ve yanında bulunan Selman Özkan tarafından hastaneye getirilmiş oldukları söz konusu kişilerinde alıkonulan Rüstem Açar için o bölgede bulundukları,

 

9- Mehmet Temel'in naaşının teslimi, defin işlemleri ve dini vecibelerinin yerine getirilmesi konusunda  aileye engeller çıkarıldığı,

 

10- Yaralı olup tutuklu bulunan İbrahim Sak ve Musa Tarhan'ın mevcut cezaevi koşullarında tedavi imkanlarından  kısıtlı olduğu ve tedavilerinin tam teşekkülü bir hastanede devam edilmesi gerektiği ,

tarafımızca tespit edilmiştir.

 

ULUSAL VE ULUSLAR ARASI MEVZUAAT HÜKÜMLERİ

 

Anayasamızın “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı”başlıklı 17. Maddesinde;

 

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

 

“Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması”başlıklı 15. Maddesinde

 

“Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

 

(Değişik: 7/5/2004-5170/2 md.) Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz...” denilmektedir.

 

PVSK(Polis Vazife Ve Selahiyet Kanunu) 16. maddesi, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat,Görev ve Yetkileri Kanununun 11.maddesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin İç Hizmet Kanununun 87.maddesinde kolluğun hangi durum ve şartlarda silah kullanma yetkisine sahip olduğu ayrıntılı bir şekilde  düzenlemiştir. Aynı şekilde 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun  Ek 2. maddesine göre de '' Terör örgütlerine karşı icra edilecek operasyonlarda "teslim ol" emrine itaat edilmemesi veya silah kullanmaya teşebbüs edilmesi halinde kolluk görevlileri, tehlikeyi etkisiz kılabilecek ölçü ve orantıda, doğrudan ve duraksamadan hedefe karşı silah kullanmaya yetkilidirler'' şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

 

OHAL kanunun 23.maddesinde de OHAL döneminde kolluğun silah kullanma yetkisi düzenlenmiş söz konusu düzenlemeye ''Olağanüstü hal ilanından sonra kolluk kuvvetleri ile kendilerine görev verilen özel kolluk kuvvetleri ve silahlı kuvvetler mensupları, görevlerini yerine getirirken kanunlarda silah kullanmayı icap ettiren hal ve şartlardan herhangi birinin tahakkuku halinde, silah kullanma yetkisini haizdirler. Olağanüstü halin, bu Kanunun 3 üncü maddesinin (b) bendi gereğince ilan edilmesi halinde, silah kullanma yetkisini sahip bulunan güvenlik kuvvetlerinin teslim ol emrine itaat edilmemesi veya silahla mukabeleye yeltenilmesi veya güvenlik kuvvetlerinin meşru müdafaa durumuna düşmeleri halinde görevli güvenlik kuvvetleri mensupları doğruca ve duraksamadan hedefe ateş edebilirler. '' şeklindedir.

 

Ülkemizin taraf olduğu AİHS’in “Yaşam Hakkı” başlıklı 2. Maddesinde;

 

1. Herkesin yaşam hakkı yasanın koruması altındadır. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın yerine getirilmesi dışında hiç kimse kasten öldürülemez.

2. Öldürme, aşağıdaki durumlardan birinde kuvvete başvurmanın kesin zorunluluk haline gelmesi sonucunda meydana gelmişse, bu maddenin ihlali suretiyle yapılmış sayılmaz: 

Bir kimsenin yasadışı şiddete karşı korunması için; Usulüne uygun olarak yakalamak için veya usulüne uygun olarak tutuklu bulunan bir kişinin kaçmasını önlemek için; Ayaklanma veya isyanın, yasaya uygun olarak bastırılması için.” denilmektedir.

 

Anayasamız ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, yaşam hakkını güvence altına almakla kalmamış, aynı zamanda, öldürmenin meşru sayıldığı halleri de belirtmiştir. Yaşam hakkına barış zamanında;

 

• Meşru müdafaa, (Bir kimsenin yasadışı şiddete karşı korunması – Söz md 2/II-a) (AY 17/IV)

•Yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, hükümlünün kaçmasının önlenmesi, (Söz md 2/II-b) (AY 17/IV)

•Bir ayaklanma veya isyanın bastırılması (Söz md 2/II-c) (AY 17/IV) hallerinde müdahale edilebilir.

 

Bu hallerde dahi yaşam hakkına direkt olarak müdahale edilemez, bu üç halde yaşam hakkında müdahalenin meşru sayılabilmesi için öldürücü kuvvete başvurmanın mutlak zorunluluk arz etmesi şartı gerçekleşmelidir.Barış zamanında olağanüstü hal / sıkıyönetim gibi durumlarda dahi yaşam hakkına bu üç istisna dışında başka bir istisna getirilemez.

Savaş zamanında meşru savaş fiilleri nedeniyle meydana gelen ölümler yaşam hakkının ihlali sayılmaz.

 

Mutlak gereklilik kriterine dair AİHM’nin belirlediği ilkeler ise şunlardır:

 

•Müdahalede ölüme neden olmamak öncelikli amaç olmalıdır,

•Meşru müdafaa, isyanı bastırmak, hükümlü ya da tutukluyu yakalamak yahut kaçmasını engellemeye yönelik güvenlik operasyonu ölüm riskini en aza indirecek şekilde planlanmalıdır,

•Müdahale için kullanılan kuvvet ile güdülen amaç arasında ölçü, adil bir denge olmalıdır,

•Müdahaleye duyulan gereklilik mutlak olmalıdır,

•Bu şartların varlığı gerektiğinde etkili şeklide soruşturulmalıdır.

 

 

 

SONUÇ VE ÖNERİLER

 

 

1- Heyetimizin Hakkari  ilinde SİHA ile yapılan  müdahalenin  sonuçlarına göre elde etmiş olduğu tespitler ışığında yukarıda belirttiğimiz  ulusal ve uluslararası mevzuat göz önüne alındığında,   müdahalenin sivil yerleşim ve yaşam alanlarına yakınlığı, kullanılan ölümcül gücün demokratik bir toplumda mutlak zorunluluk hali kapsamında sonuçları itibariyle orantılı olamayacağı kanaatindedir.

 

2-Yaşanan olayın askeri, idari ve adli yönüyle araştırılıp incelenmesi zorunluluğunu hukuk devleti olmanın bir gereği olarak görmekteyiz, bu sebeple heyetimiz, ivedi bir şekilde, olayın yaşandığı Hakkari iline  tespit ve incelemelerde bulunmak üzere  TBMM İnsan Hakları Komisyonunu göreve davet etmektedir.

 

3-Heyetimiz halen Hakkari Ceza Evinde tutuklu bulunan İbrahim SAK ve Musa TARHAN için uygun tedavi koşullarının oluşturulması çağrısında bulunmaktadır.

 

4-Heyetimiz, yaralanan ve yaşamını yitiren sivil şahısların örgüt mensupları ile olay yerinde bir arada bulunmaları sebebiyle tek başına işbirlikçi  olarak kabul edilmeleri yönündeki değerlendirmeleri masumiyet karinesi ve hukuk güvenliği açısından sakıncalı görmekte , bu sebeple olayla ilgili  yürütülen soruşturmanın, ortaya çıkan sonuca göre değil kişilerin söz konusu yerde bulunma saikleri, kendilerinin olay yerine gittikten bir saat sonra müdahalenin örgüt mensuplarının yanlarına geldikten sonra gerçekleşmiş olmasını ve  olay mahalli gibi özel durumların da dikkate alınarak, olayın bütün yönleriyle sağlıklı bir şekilde soruşturulmasını zorunlu görmektedir. Özellikle olayda kullanılan SİHA vasıtası ile elde edilen görüntülerin tamamının soruşturma dosyasına temininin sağlanmasını ve titiz bir incelemeyle dosyadaki ifadeler çerçevesinde değerlendirmeye alınmasını  bir zorunluluk olarak görmektedir.

 

5-Heyetimiz yaşanan olayı her türlü siyasi saik ve tartışmalardan ari görülüp meselenin yaşam hakkı ve hukuk devleti çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır. 

 

 

 

 

 

 

 

 

BAROLARIN (TALE) KÖYÜNE İLİŞKİN İNCELEME RAPORU ;

http://www.vanbarosu.org.tr/uploads/1252.docx


ONLINE KİŞİ : ( 3 ) --|[ Bugünki Ziyaret Tekil : 7 - Çoğul : 31 ]| - |[ Toplam Tekil Ziyaret : 54275 - Toplam Çoğul Ziyaret : 264358 ]|-