AV. EBRU TİMTİK VE AV. AYTAÇ ÜNSAL’IN ADİL YARGILANMA TALEPLERİ...

10 Ağustos 2020

BEDENLERİ HER GEÇEN GÜN ERİYEN MESLEKTAŞLARIMIZ AV. EBRU TİMTİK VE AV. AYTAÇ ÜNSAL’IN ADİL YARGILANMA TALEPLERİ DERHAL KABUL EDİLMELİDİR!

Basına ve Kamuoyuna

Değerli basın emekçileri, kıymetli meslektaşlarımız ve sevgili kamuoyu;
İki meslektaşımız Av. Ebru Timtik ve Av. Ayraç Ünsal Şubat ve Mart aylarından bu yana adil yargılanma talebiyle ölüm orucundadır. Tek talepleri usul kuralları çiğnenerek, tabii hakim ilkesi yok edilerek ve savunma hakları kısıtlanarak yapılan sözde yargılama sonucunda onlarca yıl hapis cezasına çaptırıldıkları için adil yargılanmak. Dosyayı takip eden onlarca Baro başkanı ile birlikte dosyadaki hukuksuzluklara ve adil yargılanmadıklarına şahit olduk. Böylesi bir yargılama, çağdaş ceza hukuku ilkeleriyle çelişmiş ve vatandaşın adalete olan güveni ile hukuk devleti ilkesine zarar vermiştir. 
Adil bir yargılanma yapılmaksızın verilecek kararların adaletli olduğundan bahsetmenin mümkün olmayacağı gibi, mülk’ü temelden sarsacağından da kuşku yoktur. Nihayetinde yargıya güven endekslerinde sürekli gerileyerek dünya sıralamasında sondan birinciliğe adım adım ilerlemekteyiz. Ekonomik sonuçları ise apaçık ortada. Ötesinde haklar içerisinde en önemli olan yaşam hakkı tehlike altındadır. Bugün Ebru ile Aytaç’ın durumları kritik eşiği geçmiş, sağlıkları ve yaşamları çok ciddi risk altındadır. Cezaevinde olmalarının sağlıkları için uygun olmadığı Adli Tıp Kurumu raporuyla da tespit edilmiş olmasına rağmen, mahkemece tahliyeye değil de, zorla müdahale amacı taşıyan hastaneye sevk kararı verilmiştir. Hiç kimseye bilinci açıkken veya bilinci kapalı olduğu durumda ise yine bilinci açıkken vermiş olduğu beyanlarının aksine herhangi bir tıbbi müdahalede bulunulamaz. Böylesi bir müdahale işkence olarak nitelendirilir. Mahkeme tarafından adil yargılama yapılmadığı gibi, ATK raporunun aksine karar alarak zorla müdahale ile işkencenin önünü açmıştır. 

Aylardır meslektaşlarımızın taleplerini dile getiriyoruz. Bu talepleri ve mücadeleleri uluslararası sınırları aşıp tüm dünyada görünür ve konuşulur duruma gelmiştir. Ancak, dosya incelemeye yetkili Yargıtay tarafından halen bir inceleme yapılmış değildir. Adil yargılama yapılmadan verilen karar adalet barındırmadığı gibi, gecikmiş adalet de adalet değildir, hele ki bu dosyada geçen her günün sağlıkları ve yaşamları doğrudan etkilemekteyken. Yargıtay Başkanlığı işbu dosyada ivedi bir şekilde inceleme yaparak, adaletin tesis edilmesini sağlamak zorundadır. Aksi yaşam hakkının ihlalini doğuracaktır. Bunun vebali ise hepimizin boynunda olacaktır. 

Meslektaşlarımız adil yargılanma istedikleri için bedenleri her geçen gün eriyor, vahim bir sonuç oluşmadan meslektaşlarımızın adil yargılanma haklarının tesisi için gerekli incelemeleri yapmaları hususunda Adalet Bakanlığı’na Özgürlükçü Hukukçular Derneği Van Şubesi ile birlikte Van Barosu olarak az önce mektup gönderdik. Mektubu siz değerli basın ile de paylaşıyoruz. 
Ebru ve Aytaç’ın yaşam hakkı için, adil yargılanma taleplerinin derhal dikkate alınmasını basın aracılığıyla tekrar talep ediyoruz. 

ADALET BAKANLIĞI’NA

Kamuoyunda da bilindiği üzere meslektaşlarımız Av. Ebru TİMTİK 221 ve Av. Aytaç ÜNSAL 190 gündür Adil Yargılanma Talebi ile ölüm orucundalar. Yargılama dosyası arasına alınan ve kamuoyuna açıklanan ATK Raporu ile meslektaşlarımızın  hayati tehlikeleri olduğu ve bu durumda  cezaevi koşullarında kalamayacakları tespit edilmiştir. Ancak meslektaşlarımızın ATK Raporuna rağmen tahliye edilmedikleri, Tutukluluk Hallerinin Devamına karar verildiği ve meslektaşlarımızın hastanelere kaldırılarak zorla müdahale tehdidi altında bekletildiğini öğrenmiş bulunmaktayız.

Açlık grevi veya ölüm orucuna katılan kişinin bilincinin açık olduğu durumlarda, kişinin sözlü ve yazılı beyanına aykırı bir müdahalede bulunulamayacağı, hukuken tartışılamayacak açıklıkta olup hayati tehlikenin varlığı öne sürülerek, hükümlülerin kendi istemi dışında, zorla beslenmesi ya da tedavi edilmesi “insanlık dışı veya onur kırıcı nitelikte muamele” anlamına gelecektir. İşkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muameleye tabi olmama hakkı mutlak bir haktır ve hiçbir koşulda ihlal edilemez.

DTB Malta Bildirgesi’nin 21. maddesinde de “Kişinin yararına olduğu düşünülse bile; tehdit, zorlama, güç kullanımı veya fiziksel kısıtlamalarla beslemenin insanlık dışı ve onur kırıcı bir tedavi biçimi” olduğu belirtilmektedir. Bir hekimin böyle bir müdahalenin parçası olması halinde hem meslek etik kuralları hem de hukuki düzenlemeler yönünden hatalı/kusurlu kabul edileceği açıktır.
İşkencenin belgelenmesi ve değerlendirilmesinde Birleşmiş Milletler’in temel metni olan ve AİHM’in kararlarına dayanak teşkil eden İstanbul Protokolü, zorla muayene ve güvenlik güçlerinin yardımıyla rıza dışı örnek alınmasını etik dışı bir tutum olarak değerlendirmektedir. Bu hususu meslektaşlarımızın işkence tehdidi altında bekletilmesini hiçbir şekilde kabul etmediğimizi özellikle belirtmek istiyoruz.

Adalet Bakanlığı’nın da herhangi bir yargılamada  adil yargılanma şartlarının oluşması konusunda gerekli iş ve işlemleri yapma sorumluluğu bulunmaktadır. Ancak meslektaşlarımızın yargılama dosyasında yargılanan tüm meslektaşlar açısından tahliye kararı verilmesine rağmen, savcılığın itirazı üzerine ve tahliye  kararı veren mahkeme heyeti tarafından tekrar yakalama kararı çıkartılarak, meslektaşlarımızın yeniden tutuklanmalarına karar verilmiştir. Başka bir anlatımla tahliye ve tutuklama kararı veren mahkeme heyeti aynı hakimlerden oluşmaktadır. Daha sonrasında  bu tahliye ve tutuklama kararlarını veren mahkeme heyeti dağıtılmıştır. Bu durumda bu davada  bazı kimselerin hakimler üzerinde etkileri olduğu yada hakimlerin bağımsız olmadığı hususunun gündeme geleceği açıktır.

AİHS 6. Maddesi’nde yer alan ; “Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.” düzenlemesi ile Adil Yargılanma hakkı yasal güvenceye alınmıştır.
 
Bakanlığınızın meslektaşların yargılandığı dava dosyası kapsamında yukarıda bahsi geçen olağan dışı durumları inceleyip, meslektaşların savunma haklarının kısıtlanmadığı, delilleri özgür ve silahların eşitliği prensibi uyarınca tartışabildikleri bir yargılama ile adil yargılanma haklarını tesis etmesi ve aksi durumda ilgililer hakkında adli ve idari soruşturma başlatması gerekmektedir.  Bu durumda bakanlığınızın Türkiye’de yaşayan her insanın adil yargılanma hakkını sağlaması gerekliliği ortada iken bu hak için canlarını ortaya koyan meslektaşlarımızın taleplerini görmezden gelmesinin kabulü elbette mümkün değildir. Ayrıca meslektaşlarımızın bu çabalarının bireysel bir talep olmadığı, yaşanan hukuksuzluklarda kendi dosyaları ve canları üzerinden  bir farkındalık oluşturma çabası olduğu da açıktır.
Meslektaşlarımızın adil yargılanma talebi bu ülkede yaşayan 84 milyon vatandaşın talebidir. Zira ülkemizde adil yargılanma olmadığı yargıya duyulan güven oranı ile de sabittir. Bakanlığınızın avukatların yargılandığı dosyada, ölüm orucunda kritik eşiği geçmiş avukatların sağlıklarına ilişkin vahim bir sonuç oluşmadan, varolan  apaçık onlarca hukuksuzluğun karşısında sessiz kalmaması gerekmektedir. 

Yukarıda izah edilen sebeplerle meslaktaşlarımızın taleplerinin, aynı zamanda bizim de talebimiz olduğunu bildirmekle, çok geç olmadan Adil Yargılanma Haklarının sağlanmasını saygılarımızla talep ederiz.


ONLINE KİŞİ : ( 0 ) --|[ Bugünki Ziyaret Tekil : 20 - Çoğul : 71 ]| - |[ Toplam Tekil Ziyaret : 514754 - Toplam Çoğul Ziyaret : 2169486 ]|-