25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE GÜNÜ BASIN...

23 Kasım 2018

25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

                                             BASINA VE KAMUOYUNA

25 Kasım, Dominik Cumhuriyeti’nde Patria,Minerva ve Maria isimli üç kız kardeş (Mirabel kardeşler) ’in Trujillo diktatörlüğüne karşı yürüttükleri rejim karşıtı mücadelelerinin sembolleşmiş günüdür.  Dominik Cumhuriyeti’ni 31 yıl boyunca kanla, baskı ve zulümle yöneten Trujillo diktatörlüğünün, Mirabel Kardeşler’ in kendileri için büyük bir tehlike olduğunu açıklamasının ardından, ülkelerinde siyasal özgürlük adına kararlılıkla mücadele ettikleri için diktatörlük tarafından pek çok kez hapsedilip, işkenceye maruz kalmış Mirabel kardeşler, en sonunda hapishanedeki eşlerini ziyarete gittikleri sırada arabalarından zorla indirilerek tecavüz edilmiş ve işkenceyle katledilmişlerdir.

Birleşmiş Milletlerin 1999’daki Genel Kurulu’nda alınan karar ile her yıl Mirabel kardeşlerin öldürüldüğü gün olan 25 Kasım tarihi "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü" olarak anılmaktadır. 25 Kasım, baskılara yenilmeyen yürekli kadınların mücadelesini onurlandırdığımız ve  toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, savaşa, ırkçılığa ve kadınları, kadın haklarını yok sayan sistemlere karşı mücadele ettiğimiz gün olarak ölümsüzleşmiştir.

Bilindiği üzere demokrasinin hukukun ve toplumsal birlikteliğin baskı altına alındığı bu süreçte ötekileştirici, ayrıştırıcı, yaşanan olayların arka planındaki zihniyet çözümlemesinden uzak ve sorunun çözümünden de bir o kadar uzak politikalaren çok kadınların ve çocukların hayatı üzerinde etkili olmaktadır. Kadınların yaşam alanının bilinçli daraltılması, toplumsal yaşamdan koparılıp eril zihniyetin tahakkümü altına alınması politikalarının elbette bir sebebi vardır. Bu bahsettiğimiz tahakkümün korkulu rüyası kadınlardır. Çünkü kadınlar hangi ırktan, hangi dinden, hangi dilden olursa olsun yaşamı adil ve eşit, özgür-özgün kılma pratiğini göstermiş, her kadın çağında yıkıma ve baskıya karşı mücadele vermiştir.

Buna karşın kadınlar ve kız çocukları gelişen süreçte gitgide artan bir şekilde şiddetin en ağır biçimleri olan cinayet başta olmak üzere olmak üzere fiziksel, duygusal, cinsel, ekonomik şiddete ve istismara maruz kalmaktadır. Kadına şiddetin yaygın ve ağır bir sorun olduğunu son dönemde açıklanan uluslar arası izleme heyeti raporları, sivil toplum kuruluşları raporları ve devlet kaynaklı verilerden açıkça görmekteyiz. 2017 yılında 409, 2018’in ilk 10 ayında ise 336 kadın, desteğini ve gücünü yaşamın her alanında izdüşümleri olan ataerkil zihniyetten alan erkekler tarafından katledilmiştir. Mevcut iktidar döneminde kadın cinayetleri %1400 artış göstermiştir. Yine devlet kaynaklı verilere göre, ülkemizde her gün yaklaşık 400 kadın şiddete maruz kalmaktadır. Türkiye'de her 10 kadından 4'ü ise şiddetle karşı karşıyadır.

Türkiye, “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ni imzalamıştır.  Devamında Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair 6284 Sayılı Kanun, kabul edilmiştir.Bu yasada şiddetin tanımları yapılmış, yasanın yararlanacaklar açısından kapsamı genişletilmiş, yasa kapsamında mülki amir ve kolluğa yetki verilmiştir. Yine yasada şiddeti ihbar etme bir hak olarak yer almıştır. Teknik takip olanağı ve zorlama hapsi gibi yeni müesseseler de getirilmiştir.

Türkiye Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesinin de ilk imzacısıdır. Ancak bugüne dek İstanbul Sözleşmesi kapsamında kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin Acil Eylem Planları uygulanmamıştır. Kadınların mücadelesi ile kazanılan tüm kazanımlara, tüm  bu olumlu adımlara karşın, kadına yönelik şiddeti ele alış yaklaşımları ve uygulama sorunları devam etmiştir. Sözleşmelere ve yasaya rağmen, Türkiye’de hala her gün kadınlar öldürülmekte, kadına yönelik her türlü şiddet artarak devam etmektedir. Bu da göstermektedir ki; sadece sözleşmenin imzacısı olmakla yetinilmiş ve sözleşmedeki standartların yasaya ve uygulamaya yansıması açısından yeterli özen gösterilmemiştir.

Örneğin Sadece Koruma kararlarının verilmesi yetmemektedir. Yetkililer, Koruma Kararlarının uygulanması için etkin denetim ve izleme sorumluluğunu yerine getirmelidirler. Baba- Koca- Erkek Arkadaş- Patron.. Şiddetinden Kaçan Kadın Yargıya sığınmak istemekte ancak yargının şiddetiyle de karşı karşıya kalmaktadır. Nitekim Van’ın merkez İpekyolu ilçesinde Kevenli TOKİ’de 24 Aralık 2016 tarihinde eşi Esat Dinç tarafından öldürülen 24 yaşındaki Şehriban Dinç defalarca  adli ve kolluk makamlarına şikayetçi olmuş defalarca koruma kararları almış, en sonunda da bu kısır döngü içinde koruma kararının bittiği gün kararı uzatma imkanı bulamadan eşi tarafından vahşice katledilmiştir. Sanık yargılamasının yapıldığı dosyada da sanığın duruşmadaki tavır ve davranışları nedeniyle takdiren indirim yapılmıştır.

Yine birçok dosyada sadece sanığın beyanlarına itibar edilerek adeta hukuk katledilmektedir. Kadına yönelik şiddet ve kıyım dosyalarının hiçbiri tek bir kadının davası değildir.Van Barosu Kadın Hakları komisyonu olarak kadına yönelik şiddet ve kıyım dosyalarında katılma taleplerimiz mahkemelerce suçtan doğrudan zarar görme ihtimalinin bulunmadığı gerekçesi ile reddedilmektedir. Bu şekilde de hayatta iken savunmasız bırakılan kadın, katledildikten sonra da savunmasız bırakılmaktadır. Adalete olan güven yitirilmek üzeredir.

6284 sayılı yasadan başka, TCK, CMK ve Medeni Kanununda da yer alan düzenlemeler şiddete maruz kalan kadınları daha çok mağdur etmektedir.Cinsel şiddet mağdurları, hizmetin doğrudan kadına sunulduğu merkezler olmadığından pek çok kapı dolaşmak zorunda kalmakta, aynı özelliklere sahip Üniversite tarafından düzenlenen adli tıbbı raporlar dikkate alınmaksızın yeniden Adli Tıp Kurumu’na gitmeye zorlanarak yeniden jinekolojik muayeneye maruz bırakılmakta, bilimsel ölçülere uygun olmayacak biçimde dinlenmekte ve konu ile ilgisi olmayacak uzmanların imzası ile olaydan çok sonra zarar tespiti yapılmaktadır. Cinsel saldırı mağdurlarının suç sayılan eylem sonucu gebeliklerine istek ve taleplerine rağmen son verilmemesi ise başka bir şiddet biçimi olarak kadınların karşısına çıkmaktadır.

Yapılan tüm araştırmaların bir sonucu olarak; Kadın cinayetleri, kadınlar üzerinde mutlak tasarrufları olduğunu varsayan en yakınlarındaki erkekler tarafından, bu egemenliğe, baskıya karşı koyan, itaat etmeyen kadınlara karşı işlendiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu tablonun her geçen gün büyümesindeki en büyük pay ne yazık ki mevcut eril yargı sistemine aittir. 

 

 

Kadına yönelik şiddet ve kıyımları meşrulaştıran diğer ayak ise medya kuruluşlarına aittir. Nitekim medya araçları gerek popüler dizileri, 3. sayfa gazete haberleri, reklamlar ve gerekse çizgi filmler de bile cinsiyet ayrımcılığı göze çarpmaktadır. Medyada şiddete maruz kalan kadınlara ilişkin yayınlananlar magazinleştirerek çözümden uzaklaşılmasına neden olmaktadır. Sanatçı Sıla Gençoğlu örneği ile de bu tekrar somut olarak karşımıza çıkmıştır.

Her gün sivillerin katledildiği bölgemizde şiddet ve ölüm meşrulaştırılmaktadır. Savaşın kirli yüzü en fazla kadınlar ve çocuklar üzerinde ortaya çıkmakta iken, kadına yönelik şiddetin bu yönlü ele alınmaması, bir varoluş sorunu haline gelmiş derin ve ağır kadın sorunun çözüm mekanizmalarının da eksik işletilmesine sebep olmaktadır. Nitekim Öldürüldükten Sonra Cenazesi Çıplak Olarak Teşhir Edilen Kader Kevser Eltürk savaşın kirli yüzünün resmi olmuştur. Sokağa çıkma yasakları döneminde  bölgemizde 10 yaşındaki Cemile Çağırga, hamile olan Selamet Yeşilmen ve 45 yaşındaki Meryem SÜNE ve daha birçok kadın kurşunların hedefi olmuştur.

Bu kapsamda  bizler Van Barosu Kadın Hakları Komisyonu olarak 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ nde tüm şiddet türlerine karşı direnen tüm kadınları dayanışma ile selamlıyor, kadına karşı şiddet ve istismarlara karşı mücadelede toplumun her kesimini mücadeleye ve birlik olmaya davet ediyor,  insan onuruna yakışır, şiddetten uzak ve eşit bir hayat umudumuzu yitirmediğimizi ve bu konuda hukuksal mücadelemizi devam ettireceğimizi basına ve kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü kapsamında 24 Kasım Cumartesi günü saat 18.00 da Hilton Otel’de Van Barosu Kadın Hakları Komisyonu olarak farkındalık etkinliğimiz olacaktır. Etkinlikte Van yerelinde  bulunan sivil toplum kuruluşu üyeleri tarafından şiddet mağduru kadınların hikayeleri okunacaktır. Tüm kadınları davet ediyoruz.

 

VAN BAROSU KADIN HAKLARI KOMİSYONU

 

 


ONLINE KİŞİ : ( 14 ) --|[ Bugünki Ziyaret Tekil : 374 - Çoğul : 1970 ]| - |[ Toplam Tekil Ziyaret : 156641 - Toplam Çoğul Ziyaret : 824164 ]|-